Eğer yalniz bir gezginseniz en sık karşılaşacağınız soru: “Sıkılmıyor musun” iken yalnız kadın gezginseniz soru “Korkmuyor musun” diye değişiyor.

Gelelim cevaplara hayır, hiç sıkılmıyorum, evet, bazen korkuyorum….

Yalnız gezginlik çoğunun sandığı gibi tatile giderken arkadaş bulamadığınızdan, bir ülkeye gidip birkaç manzara fotoğrafı, birkaç da selfie çekip geri dönmek değil ki…

Yalnız gezginlik özgürlük, hele de benim gibi kararsızlara, mesela ben Afrika’ya bilet bakarken Avrupa’ya, kış tatili planlarken plaj tatiline giden biriyim. Bu tür durumlarda beraber tatile gideceğiniz kişiyi ikna etmeniz bazen zor olabiliyor. Sonra diyelim promosyonları takip ediyorsunuz uygun bulduğunuz an biletinizi alıyorsunuz, kimseye müsaitlik durumunu sormanıza gerek yok. Tatildesiniz, bu sizin keyfiniz, ne zaman acıkırsanız o zaman yersiniz, istediğiniz yerde dinlenirsiniz, istediğiniz zaman uyursunuz….

Bütün bunlar gerçekten avantaj ama benim asıl zevk aldığım bölüm şu:

Yalnız gezginseniz kültürle daha çok iç içesiniz, daha çok yeni arkadaş tanıyorsunuz, daha fazla insanla muhatap oluyorsunuz, bir motorlunun arka koltuğunda size hep yer oluyor, otel çalışanları, yöneticileri, restoran çalışanları, diğer müşteriler, sokaktaki insanlar, hikayenizi merak ediyorlar ve hepsi size kendi ülkelerini, kültürlerini, yemeklerini sunmaya, anlatmaya hazır, hatta kendi hikayelerini bile…

Evet tabii ki bazen sıkıntılar oluyor, bazen maddi olarak avantaj sağlarken bazen dezavantajlı konuma düşebiliyorsunuz, bazen rahatsız edildiğiniz oluyor, bazen taciz ediliyorsunuz (çok az ülkede böyle bir sorunla karşılaştım). N’oluyor, bir süre sonra oyunun kurallarını öğreniyorsunuz. Hangi ülkede gece sokağa çıkabileceğinizi, hangi semtlerde rahat dolaşabileceğinizi, paranızı nasıl saklamanız gerektiğini, bunları kimi zaman deneyimleyerek kimi zaman okuyarak, kimi zaman da çevrenizden öğreniyorsunuz.

Yalnız gezginlik bir süre sonra bağımlılık haline geliyor, bir süre sonra çekinerek çıktığınız o ilk yolculuğunuzun hayatınızın en akıllı seçimi olduğunu anlıyorsunuz. Giderek daha seviyorsunuz bu işi, bir süre sonra birileriyle tatile çıkma fikrinin hiç cazip gelmediğini fark ediyorsunuz. Mesela ben bu yüzden kendime yılda bir iki kez arkadaşlarla ve aileyle tatile çıkma zorunluluğu koydum ki her ikisinden de yeterince zevk alabileyim.

En güzeli de dünyanın her yerinde her zaman kapısını çalabileceğiniz dostlarınız oluyor. Bu da gerçekten tarifsiz bir duygu.