Bugünlerde malum nereye baksak gezi blogu görüyoruz, instagram gezi profilleri dolu, kabul etmeliyiz ki harika işler var, çok güzel fotoğraflar, faydalı bilgiler bulabiliyorsunuz, hele de gezmeye ilginiz varsa takip etmek eğlenceli hale gelebiliyor.


Gezmenin yararları nedir tartışmayacağım, dünya görüşü, vizyonunu genişletme, yeni kültürler, yeni hikayeler, heyecan, macera, vs,vs…. Zaten bunları milyon kez dinlediniz, okudunuz, ben de isterim herkes gezsin özellikle gençler, mesela ailemin genç üyeleri gezsin, dünyayı bilgisayar ekranlarından değil de kendi gözleriyle görüp öğrensinler, arada sohbet esnasında annelere babalara tavsiye de ederim, ama bunu milyon kez dile getirmek, herkesin gözüne bu kadar sokmak, olayı bir trend haline getirmek hele de bazı gezginlerin “ben dünyayı geziyorum, süper iş yapıyorum, kral benim” havalarında dolaşması artık can sıkıcı olmaya başladı…


Bir süredir takip ettiğim dünya turu yaparak hayatını değiştirme kararı almış bir arkadaş bir gönderisinde “gezmekle aldığın mutluluğu başka neyle alırsın” yazmış, ona göre öyle olması bunu bir gerçek yapmaz ki…. Mesela geçenlerde bir ucuzluk marketindeyim, bayağıdır almaya niyetli olduğum muffin oyucu kasaya giderken karşıma çıktı, hem de 1 TL gibi bir fiyata, nasıl mutlu oldum anlatamam, hemen alıp ertesi gün nefis limonlu muffinler yapıp içlerini krema ile doldurdum(biliyorum tarifi de bekliyorsunuz, çok yakında gelecek)aldığım haz tarifsiz, o anki mutluluğumu bir Peru biletine değişmezdim….


Veya hayatı boyunca lüks bir araba hayal etmiş, alnının teriyle yıllarca çalışıp biriktirmiş birinin o arabayı satın alıp bindiği an yaşadığı mutluluk…

Herkesin hayatta öncelikleri, beklentileri, yaşam tarzı farklı, bir Hindistan gezisi bana çok şey katarken bir diğerini yola çıktığına pişman edebilir.

Yollarda kazandığımız deneyimin hayatımıza çok şey kattığını tabii ki biliyorum, yüzlerce elbise almak yerine bir tane alıp, yemeğimi evimde yiyerek, kahvemi kendim yaparak, lükse kaçmayarak biriktirdiğim parayla gezdim elbet ben de…Bugün hayatımı çok kısa sürede değiştirebilme gücünü( ne yapmış ki diyenler buraya tıklasın ) dünyanın bir kısmını kendi başıma gezerek kazandığım güç ve cesaretle yaptığımı da biliyorum, ama bu benim isteklerim, benim özgürlüğüm, benim deneyimimdi, sizler ayrı birer bireysiniz, sosyal medyanın herkesi aynılaştırma çabasının kurbanı olmaya gerek yok. Sırf arkadaşınızın dolabı magnet dolu diye, zevk almadığınız, size onlarca kilise ve taş binaların gezdirildiği, tüm gününüzü otobüste oradan oraya sürüklenerek geçirdiğiniz turlara katılmak zorunda değilsiniz. Bu bir yarış değil, bu sizin hayatınız.


Her gün başka bir konsere gitmek sizi Yunan adalarına gitmekten daha fazla mutlu ediyorsa konsere gidin, otobüste tanıştığınız tur arkadaşınızla sohbet, fırınınızda pişen nefis kurabiyeleri ikram ettiğiniz komşularınızla sohbet kadar mutlu etmiyorsa o 7 günde 9 ülke turuna katılmayın.

(Yüz ayakkabı almak sizi mutlu ediyorsa almaya devam edin diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz o kadar da değil. Yaparsınız o sizin takdiriniz, herkesin hayatına kimse karışamaz ?)
Tamam uykum geldi, saçmalamaya başlamış olabilirim, demem o ki a dostlar, trendlerin oyununa gelmeyin, 34 beden olmak zorunda olmadığınız gibi gezgin olmak zorunda da değilsiniz. Bu sizin hayatınız, nasıl keyif alıyorsanız öyle yaşayın, gezerseniz de hakkıyla gezin, keyfinizi işkenceye dönüştürmeyin, güzel anları yakalamaya çalışın, Hollanda’yı laleriyle, Japonya’yı kiraz çiçekleriyle, Fransa’yı lavantalarıyla görün mesela…. Sırf hanenize bir ülke daha eklensin diye çok istediğiniz halde bir daha gitmek istediğiniz bir yere gitmemezlik etmeyin….
Gezginlik bir meslek değil, bir görev değil, bir süper kahramanlık değil, bir seçimdir, bir hobidir, yaşam tarzıdır…
Bu yüzden kimsenin asıl mutluluğunun ne olduğuna bir başkası karar veremez….