Bir Sayfa Seçin

Ben kimim?

Bu soruyu hepimiz zaman zaman kendimize sorarız değil mi ve çoğu zaman cevabı bilemeyiz, bazen de başka biri olmayı isteriz. Ben de bu insanlardan biriyim. Sorgulayan, araştıran, keşfetmeye meraklı, hedefleri olan, elde ettiğinde yenilerini isteyen sıradan insanlardan biri…IMG_20160702_000650

Çocukluğumda tek hayalim doktor olmaktı, sonra oldum, bu sefer de tek hayalim cerrah olmaktı, ee bir baktım onu da olmuşum. Çocukken bizim önümüze tek hedef konmuştu, okumak, çünkü hayatta bizim için kazanmanın başka yolu yoktu o zamanlar, ya da biz öyle sanıyorduk…

Çok küçük yaşlardan itibaren zevk aldığım bir şey daha vardı, ekmekçilik ve pastacılık. Bizim evde ekmek evde yapılırdı ve ben hamurla uğraşmaktan çok büyük zevk alırdım, yaşıtlarım daha kalem tutamazken kocaman yufkalar açardım. İlerleyen yıllarda hem ilgim hem becerim arttı, pastalar, tatlılar, yemekler yapmaya başladım.

Yoğun geçen eğitim sürecim bittiğinde artık hobilerime ayıracak daha fazla zamanım olmuştu ve eve profesyonel malzemeler almaya başladım, yeni şeyler yarattıkça daha fazla zevk duymaya başladım ve bir gün bu işten aldığım zevkin, bir mesleğe dönmesi gerektiğine inanmaya başlayınca bir mutfak kursuna pastacı olmak için başvurdum. İki üç şef karşıma oturup önce gülüştüler, sonra bana mesleğin zorluklarını anlattılar, ben ise hayatımın yıllardır çok daha zor olduğunu anlattım, baktılar ikna olmayacağım, o an aklımın yerinde olmadığını, işime dönmemi, biraz daha düşünmemi  ve bana eğitim vermeyi düşünmediklerini söylediler, kırıldım ama yılmadım.

Öğrenimim boyunca iyi derecede İngilizce ve Almanca öğrenmiştim, bir de İtalyanca öğrenmeye karar verdim, evde çalışarak İtalyanca öğrendim ve bir gün uçağa atlayıp Floransa’ya hem İtalyanca’mı geliştirmeye hem de çok sevdiğim İtalyan yemeklerini ve tatlılarını öğrenmeye gittim. Ve orada kendimle ilgili çok önemli birşeyi keşfettim. Ben yalnız başıma gezmeye aşık olmuştum.

Her gün kurs çıkışı Floransa’nın sokaklarında kayboluyor, gece saatlerce karşısında oturup Duomo’nun muhteşemliğini izliyor, marketlerde, pazarlarda dolaşıyor, her haftasonu trene atlayıp İtalya’nın başka bir şehrini geziyor, yeni arkadaşlar ediniyor, yeni hikayeler dinliyordum. Ve ev özlemim giderek arttığında döndüm ve öğrendim ki ben evine aşık yalnız bir gezginim.

Gelelim hikayenin sonuna…. Hikayenin sonu yeni bir başlangıç…Macerasever ruhum sonunda dayanamadı ve beni de esir alarak yeni bir başlangıç yapmak üzere yola koyuldu.

“Yaş 35 yolun yarısı eder,

Dante gibi ortasındayız ömrün…

Zamanla nasıl değişiyor insan…

Hangi resmime baksam ben değilim….

Nerede o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güleryüzlü adam ben değilim”

demiş ya üstat, işte ben de tam 35 yaşımda aslında mutsuz olduğumu farkettim. Evet iyi bir kazancım, iyi bir kariyerim, bol bol tatilim ve dilediğim şeylerin çoğunu yapmaya gücüm vardı ama yine de mutsuzdum. Çünkü çevremde olan bitenler beni artık çok üzüyordu ve karşı koyamadığım, değiştiremediğim herşey mutsuzluğuma tuz biber olduğu için ben de çekip gitmeye karar verdim. Bundan sonrası daha güzel mi olur, başıma ne gibi olaylar gelir bilmiyorum. Rahat ve güvenli bölgemden çıkıp macera dolu bir yolda ilerliyorum.

Kadın olmanın zorluklarını hem meslek hayatımda hem de yolda yaşamış biri olarak belki birilerine cesaret olur diyerek yolda kız başınayı yazdım. Nesilden nesile aktarılsın 🙂 diye de sevgiyle ve özenle pişirdiğim tariflerimi yazdım. Bunun dışında yeni maceralarım ve sizin sorularınız için de alanlar bıraktım. Umarım buralarda vakit geçirmekten zevk alırsınız.

Herkesin hayatta kendi kimliğini ve gerçek mutluluğu bulması dileğiyle….