Lavanta Kokulu Köyler: Aix-en-Provence

Russel Crowe’un “A Good Year” filmini izleyenler varsa aranızda Provence’i ve güzelliklerini de az çok görmüşsünüz demektir. Fransa’nın güneyine bu büyüleyici yolculuk uzun zamandır benim de hayallerimi süslüyordu. Temmuz başında bir bayram tatilinin denk geliyor olması hayallerimin gerçekleşmesine vesile oldu.(Evet bayramları bu yüzden seviyorum)

Genellikle aklıma geleni anında yapmak gibi bir huyum olduğundan Provence’e gitme planı yürürlüğe girdiği an, biletimi de almış bulundum. Tabii ki biletimi yanlış havaalanına aldığımı farketmem birkaç dakikamı almış ve oteller neden hızla doluyor acaba derken UEFA 2016’nın Fransa’da yapılıyor olduğunu farketmemle olaylar iyice sarpa sarmış olsa da neyse ki sonunda hepsi bir keyife dönüştü.

Evet, gelelim, “nedir bu Provence, nerededir, nasıl gidilir”e. Provence; Fransa’nın güneyinde Akdeniz kıyıları, Rhone nehri ve Alplerin etekleri arasında kalan geniş bir bölge. Akdeniz kıyılarının güzelliğine, tarihi, mimarisi, ressamlara ve yazarlara ilham kaynağı olan doğal güzellikleri, pek tabii yemek ve meşhur şarapları eklenince hiç ayrılmak istemeyecek kadar seviyorsunuz Provence’i. Tamam herkes bana katılmıyor olabilir, o zaman şöyle söyleyeyim eğer; doğa, çiçekler, hayvanlar, börtü böcek seviyorsanız Provence tam size göre 🙂

 

Bu bölgeye ne zaman gidilir diyorsanız cevap gayet net, lavanta mevsiminde. Yani Haziran sonu (Temmuz başı daha güvenli)- Ağustos sonu arasında. Bu arada Temmuz 15-20 arasında Valensole bölgesinde lavanta festivali de mevcut olduğundan bu döneme de denk getirmeniz gezinizi pek zevkli hale getirecektir.

Provence bölgesine ulaşmak için en yakın havaalanı Marseille Provence Havaalanı. Türkiye’den direk uçuşlar mevcut. Provence genellikle doğal güzellikler gezisi olduğu ve bu bölgeler sessiz sakin kasabalar olduğundan bu bölgede ulaşım sıkıntı. Buralara ulaşabileceğiniz herhangi bir toplu taşıma bulunmuyor.

Bu bölgeyi gezmek için en iyi önerim; araba veya motor kiralamak. Yabancı ülkede araç kullanmaya çekinenler olduğunu ve Fransa’da tabelaların pek yönlendirici olmadığını, navigasyonun da pek ümit vermediğini ve sürekli sinyal kaybettiğinizi düşünecek olursak bu seçenek size pek mantıklı gelmiyor olabilir. Hemen üzülmeyin, aşağıda sizin için başka önerilerim olacak, bu arada araç kiralayacaklar da hemen yüzünü düşürmesin, kalbinizin sesini dinleyip eninde sonunda yolunuzu bulursunuz.

Evet bir diğer çözüm ise turlara katılmak, tamam, tur seven birisi değilim, eminim şu an burayı okuyorsanız siz de değilsiniz, ben de insanların otobüslere doldurulup bir şehirden bir şehire neredeyse şehri koklamaya bile fırsat kalmadan sürüklenmesine karşıyım ama genellikle Provence turları gurme turlar. Yani belli tur şirketlerinde bulamayacağınız sadece bu bölgede gezmek, yemek ve şarap tadım üzerine kurulu turlar yapılıyor Türkiye’de. Yalnız dikkat etmeniz gereken şey mutlaka doğru mevsimde olması.

Yalnız gezginler, yukarıdaki seçeneklere burun kıvıranlar için ekstra çözüm; günübirlik tur. Marsilya’dan veya Aix’den günübirlik turlarla Valensole, Gordes, Luberon’a ulaşabilirsiniz.

 

İlk hedefim lavanta tarlaları olduğu için ben Aix’de konaklamaya karar vermiştim. Benim gibi Nice havaalanından geliyor olsanız da Marsilya’dan geliyor olsanız da Aix-en-Provence’e otobüsle gelmek mevcut. Eğer TGV ile gelenler varsa Aix merkeze buradan da gelebilirler. Eğer araç kiralamaya sonradan karar verdiyseniz Aix şehir merkezinden de kiralamanız mümkün.

Aix; M.Ö. 122 yılında Romalılar tarafından kurulmuş. Doğal kaynak sularının zengin olması nedeniyle kısa sürede zenginliğe kavuşmuş. Şu an Fransa’daki en pahalı evlerin burada olduğu ve burjuva kesimin şehrin kuzeyinde yaşadığı biliniyor. Şehrin su kaynaklarının zenginliği şehre 200’den fazla çeşme ve fıskiye olarak yansımış. Bunlar arasında en bilindik olanı şehrin merkezinde dikkatinizden kaçması mümkün olmayan La Rotende. Şehrin merkezi bu fıskiyenin etrafına kurulmuş.

Aix’de burjuva kesim yaşıyor desek de Aix pahalı bir kent değil.(Tamam evler pahalıymış dedik ama fiyatlarını sormadık da). Aix’te 4 tane üniversite var ve özellikle Amerikalılar Fransızca öğrenmek için bu şirin kenti tercih ediyorlarmış, otellerin de fiyatları Avrupa için makul düzeyde.

Fontaine de la Rotende’nin hemen karşısında turizm bürosu var, pek turizm bürolarını ziyaret eden biri değilim ama burası bu şehre göre devasa büyüklükte, gayet sistemli ve düzgün çalışıyorlar ve çok da sıcaklar. Mutlaka uğrayın, şehir hakkında bilgi almanıza gerek olmasa da (çünkü şehir yürüyerek gezebileceğiniz büyüklükte) çevre turları için size mutlaka yardımcı olacaklardır.

Aix’de pek çok çay bahçesi mevcut, Fransa’nın piknik kültürünün en iyi örneği olduğu söyleniyor. Şehrin merkezine çıkan caddeler sokak cafeleriyle dolmuş durumda. Fransızların dingin ve umursamaz ruhunu siparişinizi uzun süre bekleyerek yaşayacağınız bu kafelerde Aix’in meşhur lavanta ve sabun kokularını içinize çekerek kahvenizi veya şarabınızı yudumlayabiliyorsunuz.

Cours Mirebau denilen her iki tarafı büyük çınar ağaçlarıyla kaplı geniş bulvar 17. yy’da at arabalarının geçmesi için yapılmış. Daha sonra da bulvarın kenarına malikaneler yapılmış. O dönemde bile küçük cafeler varmış ve zenginler burada oturup sohbet ederlermiş.

Şehrin merkezindeki St Sauveur Katedralini görebilir ve buraya hemen 10 adım kadar yürüme mesafesindeki meydanda hemen haftanın her günü kurulan pazarda bir tur atabilirsiniz.

Aix-en- Provence deyince akla gelen isim Cezanne. Paul Cezanne 1839-1906 yılları arasında Aix’de yaşamış ve modern sanatın babası olarak bilinen bir ressam. Aix’e aşık olan Cezanne’ın eserleri arasında Aix’le beraber resmettiği Saint Victorie dağını da görmek mümkün. Eğer Cezanne’ı seviyor veya resime karşı özel bir ilginiz varsa mutlaka ziyaret etmeniz gereken mekan Cezanne atolyesi. Yürüyerek gidebileceğiniz bu atölye geniş bahçesiyle tırmandığınız yokuştan sonra size birkaç rahat nefes aldırıyor.

Ayrıca Aix sokaklarında Cezanne’in yürüdüğü sokaklar ayak izleriyle işaretlenmiş. Bu izleri de takip edebilirsiniz.

Aix’te geçerken bu bahçe de neyin nesiymiş diyerek uğrayabileceğiniz bir diğer yer ise Pavillon  de Vendome. Dük Vendome’a ait bu malikane ve bahçesi klasik mimarinin en güzel örneklerinden birisi.

Aix küçük bir şehir ve görülecek şeyler bunlardan ibaret, her ne kadar üniversite şehri olsa da akşamları kasaba sessizliğinde. Açık dükkan bulmak güç bu nedenle eğer gece hayatı veya akşam takılabilecek birkaç mekan arıyorsanız Aix size uygun bir yer değil.

 

Aix’de Amorino adlı dondurmacıyı bulursanız size gül şeklinde dondurma yapıyorlar. Pek hevesle gittim ama daha iyilerini gördüğümden yaptıkları gül beni pek tatmin etmedi.

Lavanta tarlaları ziyareti için kuzeye doğru ilerlemeniz gerekiyor. Buradan Valensole veya Luberon yönünde ilerleyebilirsiniz. Aslında bu alanda nereye giderseniz gidin yol boyu dizilmiş lavanta tarlalarını göreceksiniz.

Luberon’a giderseniz lavanta tarlalarına ek olarak karşılacağınız güzellikler;

Roussilon: kırmızı topraklı kayalıklar, dünyanın en büyük bamya arazileri. Lavantalar burada Haziran’da açmaya başlıyorlar.

Sault: Altın sarısı buğday ve lavanta tarlaları

Gordes: Dünya’nın en güzel köylerinden biri. Bir kayalığın etrafına spiral şekilde yerleşen tarihi bir köy ve yine lavanta tarlaları ve bonus tüm resimlerde gördüğünüz Abbaye Notre Dame de Senanque.

Valensole ise Gordes yanında sönük kalsa da geniş lavanta çizgileri nedeniyle seviliyor.

Günlük turlarda istediğiniz bölgeyi seçme şansınız var ama bu turların en kötü yanı saati. Çünkü lavantaları fotoğraflamak için en uygun saatler gündoğumu veya günbatımı. Ama turlar ise sizi genelde güneşin en tepede olduğu saatte tarlalara bıraktığı için o güzellikleri yansıtmanız için bolca filtre kullanmanız gerekebilir 🙂

Burada alışveriş için dükkanlar mevcut, sabun, zeytinyağı, lavanta paketleri gibi hediyelik eşyalar da alabilirsiniz ama nedense yereller pek almanızı tavsiye etmiyorlar, sanırım fiyatlar pahalı olduğu için. Burada yapabileceğiniz en güzel şey lavantalı dondurma yemek hem mor rengi, hem de kokusuyla bir şölen niteliğinde.

Yine Provence’de yapabileceğiniz bir diğer aktivite de ilginizi çekiyorsa şarap tadımına katılmak. İster yine turlarla isterseniz de kendiniz seçeceğiniz bir bağda hem yemek hem şarap keyfi yapabilirsiniz.

Aix-en- Provence benim için çok keyifli bir gezi olmuştu. Umarım siz de hayallerinizdeki görüntüyle karşılaşırsınız. Fotoğraf makinenizi götürmeyi unutmayın.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir