Bir Sayfa Seçin

Yolunuz Düşerse: Almanya

Almanya çocukluktan beri adına aşina olduğumuz ülke, çoğumuzun bir yerlerinde akrabası olduğu, tanıdıklarımızın bize fındıklı çikolatalar getirdikleri, Sarı Mercedes’in üretildiği ve herkesin bir iş bulabileceği ülke… Böyle bilirdik biz Almanya’yı küçükken…. Dünya değişti, Almanya da değişti, önce duvarların yıkıldığını gördük, sonra bazen ırkçı haberler izledik televizyonda, bazen mülteci haberleri… Ama öyle güzel kaleler, şatolar vardı ki, masallardan fırlamış gibi, bizi de bağrına basar mıydı diye düşünmeden attık kendimizi yollara….

Bildiğiniz her şeyi, tüm önyargılarınızı bırakarak gidin Almanya’ya. Doğası ayrı bir sevdirecektir kendini, huzuru ayrı…

Ne zaman gidilir sorusuyla başlayacak olursak, tabi ki her zaman gidilebilir ama bence Oktoberfest zamanı yani Ekim ayı uygundur, bir kere müthiş bir doğası olan bu ülke sonbaharda sarı ve kızılın tonlarıyla muhteşem bir renge bürünüyor, e bunun yanında da dünyanın her yerinden bu eğlenceye katılmak için gelmiş binlerce insanla bu festivali yaşamak da harika olur tabi ama bu ayda Münih ve çevresinde fiyatlar biraz yüksek oluyor onu da belirtmeden geçmeyeyim.

Bunun yanında Noel zamanı her Avrupa ülkesi gibi güzelleşen ve parıltılarla dolan bu ülkeyi, sisli ve karlı şatolarıyla da fotoğraflamanız mümkün. Yazın tüm göçmenlerin memlekete tatile geldiğini düşünürsek azalan nüfusuyla daha rahat gezebileceğiniz 🙂 ve ilkbaharda yemyeşil haliyle sizi kucaklayabilecek bir Almanya var.

Hava durumuna gelince son yıllarda küresel ısınmadan etkilenmiş görünen Almanya kuzeyde olmasına rağmen Mart-Ekim ayları arasında ılıman bir iklim sunuyor. Ama yine de karasal iklim olduğunu ve geceleri sıcaklığın belirgin derecede düştüğünü gözönünde bulundurmanızda fayda var.

Almanlar’a gelince son derece sempatik insanlar, sıcakkanlı, güleryüzlü, yardımsever ve nazik. Bununla birlikte Almanya sadece Almanlardan oluşmuyor. Bir zamanlar sanayiisi çok gelişmiş olan bu ülkede işçi olmak için Almanya’ya göç etmiş Türk nüfusu da küçümsenmeyecek derecede fazla. Nüfusun ortalama %7’sini Türkler oluşturuyor ve hemen her yerde Türk marketler, kebapçılar, dönerciler mevcut.

Restoranlardan bahsetmişken öncelikle meşhur “Alman usülü hesap ” olayını anlatayım. Almanya’da nerede yemek yerseniz yeyin, hesabı istediğiniz an garson size soruyor: “-Geht es getrennt oder wollen sie zusammen zahlen?” yani “Ayrı ayrı mı ödeyeceksiniz, hepsi birlikte mi” Tüklerin cömert yapısına fazlasıyla ters düşen duruma açıkçası ben fazla rastlamadım, arkadaşlarla takılırken bir ben ödedim, bir onlar ödedi. Ama garson her sorduğunda gülüştük.

Alman mutfağı denilince akla ilk gelen şey sosis olur sanırım. “Wurst” olarak hemen her köşede satılan sosis özellikle Almanların özel hardal soslarıyla birlikte sunuluyor. Bunun dışında Almanların pek acılı baharatlı sosları yok. Yaygın olarak domuz etinin yanı sıra diğer kırmızı etler, tavuk ve balıkta bol miktarda tüketiliyor.

Alman tatlıları arasında bizim de aşina olduğumuz tatlılar var. Berliner(bazı bölgelerde PfannKuchen deniliyor) veya Alman çöreği Türkiye’de marketlerde sıkılıkla rastladığımız bir çörek. Schwarzwalder Kirsche Torte ise Almanya’da denenmesi gereken pastalardan.

Ve pek tabii Pretzel… Özellikle Bavyera bölgesinde yaygın olan bu çörek sokaklara ayrı bir koku veriyor. Ben peynirlisini çok sevdim, bir de sadesini Amerikan usulü çikolata sosuna bandırıp yerseniz, off, tarifsiz.

Eğer Almanya’da yaşayan akrabalarınız varsa bilirsiniz ki marketlerde hep Alman ekmeği ararlar, bizim böldüğünüzde bembayaz pufidik çıkan somunların aksine, neredeyse siyah, sert ekmeklere düşkündür onlar.

 

Almanya denilince aklımıza gelen bir diğer şey de BierGarten yani Türkçeye çevrilmiş şekliyle “Bira Bahçesi” Münih’te başlayan bu akım, aslında konsept olarak çok basit, bahçesinde büyük masaların bulunduğu, lokal yemek ve biranın satıldığı restoran- kafe arası yerler. Biergarten’lara dışarıdan kendi yemeğinizi getirebiliyor, oradan içkinizi isteyebiliyorsunuz.

Bira demişken Almanya’da çok kaliteli bira markaları var, yerel biraları denemeden geçmemek lazım. Pek çok Avrupa ülkesi gibi bira fiyatları çok ucuz.

Filtre kahve aşkı bende; çocukluğumda bizim “Almancı” kuzenlerle başlamıştır. Almanya’da kahvaltıda, kahvaltıdan sonra ve günün hemen her saatinde filtre kahve bulmak mümkün. Yani nasıl İtalya’da kahve denilince espresso, Fransa’da latte, cappuccino akla geliyorsa Almanya’da da kahve denilince akla filtre kahve gelir.

Almanya denilince bir de aklımıza arabalar gelir değil mi… Mercedes, BMW, Audi, Wolksvagen gibi son derece kaliteli arabaların üretildiği ülke olan Almanya’da otobanda belirli bölgelerde hız sınırı da olmayınca sizi bir araba kiralayıp hız yapma konusunda bayağı cezbediyor. Yine araba tutkunuysanız hepsinin çok geniş müzeleri var.

Almanya çoğu Avrupa ülkesi gibi güvenli bir ülke. Son yıllarda mültecilerden sonra hırsızlık ve taciz olaylarında artış olduğu bildirilse de yine de sokaklarında güvenle gezebileceğiniz bir ülke.

Almanya hakkında aklıma gelenler bu kadar, sorunuz olursa çekinmeyin. Sevgiyle!

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir