İki Zamanın Arasında Kalmış Şehir: Bükreş

Bükreş; Romanya’nın başkenti. Bükreş’i daha iyi tanıyabilmek için Romanya tarihini iyi bilmek gerekir, o zaman sokaklarda yıkık dökük binalara ve dev parlementoya bakarken Bükreş ruhunu daha iyi anlıyorsunuz.

Yine de Bükreş’te yapılacak en iyi şeyin havaalanından araba kiralayıp kaçmak olduğunu söylesem beni kınamazsınız herhalde. Başkentlerden nefret ettiğimi düşünebilirsiniz ama aslında durum öyle değil, günlerce Amsterdam veya Paris hakkında yazabilirim ama Bükreş; Romanya gibi bir ülkede aynı zamanda sıkıcılığın başkenti olmuş sanki.

Az çok yapılabilecek birşeyler buluruz diyerek son günümüzü de Bükreş’e ayırdık. Asıl amacımız tarihi bir restoranda bir akşam yemeği yemekti ve çok kalabalık olduğunu bildiğimizden haftalar önce yer ayırtmıştık.

Her neyse şehir içinde arabaya ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüzden arabayı havaaalanına teslim ettik. Henri Coanda havaalanı şehrin 17 km dışında bulunuyor. Havaalanında internet zaman zaman var! Eğer trenle şehre gitmek isterseniz Kuzey garına bir tren bileti alabilirsiniz veya 780 nolu otobüsle yine Kuzey garına, 783 nolu otobüsle şehir merkezine varabilirsiniz. 7.6 Lei karşılığı bankolardan aldığınız bileti otobüste mutlaka okutun, çünkü güvenlik gelip kontrol ediyor, sonra yaklaşık 45 dakika bir yolculukla şehir merkezine varıyorsunuz.

Bükreş’te görmek isteyebileceğiniz yapılar arasında öncelikle şehir merkezine 6 km kadar uzaktaki Arcul de Triumf yer alıyor. 1878 yılında Romanya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle önce tahtadan yapılan bu zafer takı şimdiki haline 1936’da kavuşmuş.

Hemen yanında ise Herestrau Parkı yer alıyor. 1 kilometrekarelik alana yayılmış bu geniş parkın içinde aynı adı taşıyan bir göl de bulunuyor. Bükreşliler Bükreş için bina yığını dediğinizde size hemen bu parkı anlatmaya başlıyorlar. Park ise gerçekten güzel ve geniş. Haftasonları bütün Bükreş’i burada bulabiliyorsunuz buna rağmen park size kalabalığı hissettirmiyor. Parkın içinde macera parkı, cafeler, gölde bot turları ve bir de müze mevcut. Satului Müzesi; 60’dan fazla Romen evi, yel değirmenleri, kiliseleri ile size tarihi Romen evlerini tanıtıyor. Genellikle 19. yüzyıla ait olan bu evlerin arasında tarihi 1775 yılına kadar dayananlar da var. Giriş ücreti 10 Lei olan bu müze Bükreş’te gezilecek yerlerin başında geliyor.

Parlemento Binası: Pentagon’dan sonra Dünya’nın en büyük binası olan bu binanın yapımında 1 milyon metreküp mermer kullanılmış. Megaloman Çavuşesku bu binayı yaptırırken Romanya’nın yirmi yıllık bütçesini tükettiğinden çoğu Romen bu binadan pek hazetmiyor. Binanın doğal bir havalandırma sistemi mevcut çünkü paranoyaları olan ve sürekli öldürüleceğini düşünen Çavuşesku binada klima kullanılmasını istememiş. Binada kaçış tünelleri de planlanmış fakat Çavuşesku’nun ölümünden sonra tamamlandığı için bunlar yapılamamış.

Kimine göre estetikten yoksun ama yapımı için yüzlerce binanın yıkıldığı ve gece gündüz çalışan işçilerin emeğiyle oluşmuş bu devasa 1000den fazla odası bulunan binayı gezmek mümkün. Yaklaşık 1 saatlik bu tur sırasında bile sadece binanın 5%’ini görebiliyorsunuz.

Bu binanın acı dolu pek çok hikayesi varken bir de güldüren bir hikayesi var. Çavuşesko’nun halkı selamlamak için özene bezene yaptırdığı balkona çıkmak ilk Michael Jackson’a nasip olmuş. O da çıktığı zaman “I love you, Budapest” diye bağırınca apar topar helikopterle ortamdan uzaklaştırılmış.

 

Piata Unurii: Her şehrin bir meydanı olur da Bükreş’in olmaz mı? Ekonomisi toparlanmaya başlayan Romanya’da mağaza zincirleri de yavaş yavaş Bükreş’te yerini almaya başlamış. Özellikle 2. el eşyalara ilginiz varsa bu çevrede pek çok dükkan bulabilirsiniz.

Alte Hofkirche: 18. yydan kalan veya pek kalmayan bu kilise aslında bir harabe. Önünde de Voyvoda’nın heykeli var.

Bükreş; sanatın da başkenti. Dilerseniz Roman Athaneum’da bir konser dinleyebilir, Romanya Ulusal Müzesi‘ni ziyaret edebilir, her sokak arasında rastlayabileceğiniz heykelleri inceleyebilirsiniz.

Tarihi sokaklar arasında dolaşırken girdiğimiz bir kitap dükkanı olan Carturesti ise üst kattaki cafesinde hem kahve hem kitap kokusu sevenleri ağırlarken bembeyaz deseni ile büyülüyor.

Benim için Bükreş’teki en güzel ve en zevkli şey Caru cu Bere idi. 1879’da Avusturya tasarımıyla kurulan bu restoran hem lezzetli yemekleri hem de gece boyunca çeşitli dans gösterileriyle mutlaka uğranılması gerekenler listesinde. Kocaman salonları ve büyüleyici duvar süslemeleri olan bu restoranda beni en çok mutlu eden tüm ekibin gecenin ilerleyen saatlerinde sahneye çıkması oldu. Romanya ucuz bir ülke değil fiyatlar hemen hemen Türkiye ile aynı standartlarda, bu restoran ise bu kadar ihtişamın yanında gece sonunda Türkiye’deki orta sınıf bir restoran hesabı getiriyor. Kendi imalatları olan dondurmayı da yemeden ayrılmayın.

Bükreş’de nerede kalınır derseniz biz son dakika indirimden yararlanıp şehrin göbeğinde 4 yıldızlı bir otelde çok iyi bir fiyata konakladık. Ama söylemeliyim ki Romanya’nın diğer şehirlerinde 20-30 Euro arası orta standartlı bir daire veya otel odası kiralanabilirken fiyat Bükreş’te 35-50 Euroyu bulabiliyor.

 

Bükreş içi ulaşım ise tren, metro ve otobüsle sağlanabiliyor.

Bükreş’de en popüler şeylerden biri de gizli bahçeler. Dışarıdan sıradan bir cafe gibi görünen bir cafenin bahçesinde çılgın eğlenceler olabiliyor.

Bükreş hakkında tüm araştırmalarıma rağmen bulabildiğim şeyler bunlar oldu. Önerilere ise her zaman açığız!

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir