Kartal Yuvası Eze

Bir French Riviera gezisinin olmazsa olmazı Eze. Nice ile Monaco’nun arasına yerleşmiş bu küçük köy deniz seviyesinden 427 metre yüksekte yerleştiğinden “kartal yuvası” olarak adlandırılıyor.

Eze gerçek nüfusu 60 kişi olan bir köy aslında fakat özellikle Alfred Hitchkock’un Kelepçeli Aşık filminin burada çekilmesinden sonra pek popüler olmuş, yazları nüfusu 3000’e çıkıyor. Burada konaklamak için pek çok küçük butik oteller olsa da çoğu turist genellikle Monaco veya Nice’den günübirlik gezi için geliyor.

Nice’ten Eze’e gitmek çok kolay. Eğer arabayla gitmek istiyorsanız sabah erken saatlerde gitmenizde fayda var, çünkü Eze’nin 50-60 arabalık küçük bir park yeri var ve yaz aylarında kalabalığı düşünürsek park sıkıntısı çekebilirsiniz.

Nice’den Eze’ye 100 nolu Menton otobüsü veya Menton treniyle de gitmeniz mümkün. Fakat burada ineceğiniz Eze durağı Eze sur mar olacaktır(yani deniz kenarındaki Eze) Oysa Eze köyü denizden çok yukarıda olduğu için ya tırmanmanız gerekecek (ki özellikle yaz aylarında pek akıl karı değil) ya da istasyon durağında Eze köyüne giden 82, 83,112 nolu otobüslerden birini beklemeniz gerekecek.

Nice’den direk gidebileceğiniz otobüsler ise 82 veya 112 numaralı otobüsler, Vauban durağından kalkıyorlar, yine 112 nolu otobüs sizi Monaco’dan da Eze köyüne getirebilir. Pazar günleri ve resmi tatillerde sadece 82 çalışıyor. Otobüs ücretleri 1.5 Euro.

Eze’nin tarihi MÖ 2000 yıllarına dayanıyor. Romalıların burada bir koloni kurdukları biliniyor. Hatta MÖ 300 yılına ait şu an British Museum’da sergilenen bir Yunan gümüşü var. Yıllar içinde pek çok savaşa tanık olan Eze 1543’de Barbaros Hayrettin ve Türk ordusu tarafından kuşatılmış ve 1706’da İspanyollar tarafından şehrin surları yıkılmış ve en son 1860 yılında Fransa yönetimine geçmiş. Bu tarihten sonra öyle sakin ve huzurlu bir yaşam başlamış ki Eze’de ünlü düşünür Nietzsche bile 19. yy’ın sonlarında burada yaşamış.

Her ne kadar Eze sur Mer’den Eze köyüne tırmanmak hoş bir fikir gibi görünmese de Nietzsche’ye ithafen isimlendirilen Nietzsche patikasından aşağı doğru inerseniz muhteşem bir güzellikle karşılaşıyorsunuz. Söylenilen o ki Nietzsche her gün buradan tırmanıyormuş ve bu zorlu yolculuk onda halusinasyonlar yaratıyormuş ve Sprach Zarathustra adlı çalışmasına ilham oluyormuş.

Eze’ye ilk vardığınızda turizm bürosuna uğrayabilir tanıtım broşürlerinden alabilirsiniz. Yine burada hediyelik eşya dükkanları ve cafeler de mevcut.

Köyün bir tane girişi var ve buradan yukarı doğru yürümeye başlıyorsunuz. Yol boyunca taş duvarlardaki minik pencerelerden aşağı nefes kesici manzaraya bakmayı unutmayın.

Sokaklardan geçerken anlayacağınız gibi buraya araç girebilmesine imkan yok, köyde 1929’a kadar elektrik 1952’e kadar da musluk suyu yokmuş. Köyün su ihtiyacı Fransız aristokratlarından Riquer ailesi tarafından yaptırılan çeşme tarafından sağlanıyormuş.

Yolda gördüğünüz veya tepeden saat kulesini fotoğraflayacağınız Eze kilisesinin tarihi de Eze kadar eski.

Başınızı eğerek girebileceğiniz bu minik taş duvarlı evler kimi zaman bir butiğe, kimi zaman bir sanat galerisine, kimi zaman da bir hediyelik eşya dükkanına açılıyor. Yine daracık sokaklara serpiştirilmiş masalar ve sandalyelere ait restoranlarda bazen bir İtalyan bazen bir Fransız menü bulabiliyorsunuz.

Eze’de bulunan Exotic Garden tropikal kaktüs bahçesiyle olduğu kadar manzarasıyla da ziyaretçilerini çağırıyor. 09-17 arası açık olan bu bahçenin girişi 6 Euro. Başta biraz tereddüt yaratsa da gelmişken girmenize değiyor. Bu bahçede bir diğer dikkat çeken yapı ise heykeller. Jean Philippe Richard tarafından tanrıça figürleri olarak tasarlanmış bu heykellerin hepsinin isimleri var ve kendi ağızlarından yazılmış sözleriyle ziyaretçilerde merak uyandırıyorlar.

Eze Şatosu ise bir dönem İsveç prensine ev sahipliği yapmış, şimdilerde 5 yıldızlı otel ve restoran görevi gören bir bina. Manzara keyifli ama fiyatlar da ortalamanın üstünde

Yapılacak çok fazla birşey yokmuş gibi görünse de(şimdi doğruya doğru yok) sokaklarının arasında kaybolmayı bile seveceğiniz bir yer oluyor Eze. Her dönemeçte Cap Ferrat manzarasıyla karşılacağınız bu minik köyün hemen çıkışında Fragonard ve Galimard parfüm fabrikaları var. Turist otobüslerinin uğrak yeri olan bu fabrikaları ücretsiz gezebilir ve kendi kokunuzu oluşturabilirsiniz.

 

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir