Yolunuz Düşerse: Filipinler

Bu yazıyı okumadan önce adalar hakkında bilgi almak isterseniz Manila, Palawan, General Santos ve pek tabii Boracay yazılarını da okuyabilirsiniz.

 

Filipinler; eşsiz doğası, masmavi denizi, beyaz kumlu plajları ve sıcakkanlı insanları nedeniyle kesinlikle görülmesi gereken bir ülke. Filipinler için ne bir hafta ne de bir ay yeterli. Her bir adası muhteşem, her bir adası görülmeye değer. Filipinler rotası çiziyorsanız işiniz biraz zor, irili ufaklı 7500 ada ve ulaşım zorluğunu düşünürsek biraz zahmetli bir ülke. Ama her çabaya değiyor mu değiyor.

Filipinler hakkında birkaç genel bilgi vermek gerekirse;

Tarihi bir ülke değil, öyle kaleler şatolar falan yok. Tarihi yer görmek isterseniz Manila’da Intramuros bölgesi ve Cebu’da Macellan’ın ayak bastığı noktalar gibi çok da eski olmayan bir tarih ile karşılaşırsınız. Ama merak etmeyin yapılacak o kadar çok şey varken buraları görmek dahi istemeyeceksiniz.

 

Rotanızı nasıl çizerseniz çizin geleceğiniz ilk nokta muhtemelen Manila havaalanı olacak. Buradan mutlaka simcardınızı edinin. Globe ve Smart seçenekleriniz var. Filipinlerde internet büyük bir sorun, bağlantı hızı çok yavaş, otellerde hatta fiber kullanan evlerde bile sıkıntı olduğu söyleniyor ama ben Globe’dan memnun kaldım. Öyle uzak noktalara giderseniz çekmiyor ama turistik bölgelerde rahat. Neden havaalanından alın diyorum çünkü buralarda simcardı da ücretsiz veriyorlar, ama alamazsanız dışardan da 40 pezo karşılığı alabilirsiniz.

Filipinler’de istisnasız bütün havaalanlarında hem gidiş hem geliş terminallerinde wifi var. Hem de çok hızlı çekiyor. Bu nedenle panik olmadan havaalanında istediğiniz işlemleri yapabilirsiniz

Bu ülkede ulaşım için taksiyi tercih edecekseniz mutlaka telefonunuza Uber ya da Grab yükleyin. Uber daha populer. Ben ilk gidişimde havaalanına girmeleri yasaktır diye düşünüp havaalanı taksisini kullandım, taksimetre olduğu için sıkıntı yaşamadım ama Uber her yere girebiliyormuş. O yüzden size havaalanlarındaki diğer taksileri anlatmayacağım bile, çağırın Uberinizi rahat edin. En uygun fiyata gezin.

Filipinler’de yolunuzun düştüğü her havaalanında, otogarda sizden ayakbastı parası alıyorlar, 100 pezo 200 pezo Allah ne verdiyse, bir tek Manila’da yok, zaten orada verirseniz battınız, ben sanırım 6 kez Manila’ya uğradım, el mahkum.

Filipinolar sıcakkanlı insanlar, mutlaka sizi güleryüzle karşılıyorlar, sürekli Ma’am ya da Sir dediklerini duyacaksınız. Malum her 3. dünya ülkesinde olduğu gibi turistsiniz sizi kazıklamaya çalışacaklar, hep söylediğimiz gibi napacaksınız ilk gördüğünüz şeye atlamayacaksınız, sonuna kadar pazarlık yapacaksınız.

Mesela ben pazarlıktan hiç anlamam, yapamam yani, ama tek yapabildiğim şudur;

Diyelim bir mal alacağım, 400 pezo dedi, hemen derim ki “Yan dükkanda bana 300 demişlerdi, oradan alayım o zaman” hop fiyat 300’e iner. Eğer siz biraz daha iyiyseniz 200 den başlayın.

 

Yine Filipinler’de ihtiyaç duyacağınız en elzem şeylerden biri; şarj cihazı olacak. Priz tipleri bizimkinden farklı, ama 200-500 pezo arasında satılan bu prizleri pek çok pasajdan temin edebilirsiniz. Daha iyisi de uluslararası bir adaptör alıp her ülkede kullanmak.

Gelelim konaklamaya; bütçenize uygun otel, hostel her adada bulabilirsiniz, Manila biraz pahalı ama diğer adalar ucuz. Tabii ki mevsimine göre fiyatlar değişiyor, bu arada Filipinler için en uygun mevsimin Ocak- Mayıs olduğunu söylerler ama ben Kasım- Aralık ayında gittim, çok memnun kaldım. Tamam yağışlı mevsimdi arada tayfun falan oldu, mahsur kaldığım da oldu ama ben zaten doğal afet çekicisi olduğum için çok da garipsemedim. Zaten amaç lokal hayatı deneyimlemek için olduğu için yağmurda tayfunda neler yapıyorlar görmüş deneyimlemiş olduk. Ama asıl bu mevsimi sevme sebebim; çevremde çok fazla turistin olmaması idi.

Bu arada ben memnun kaldım ama yolda tanıştığım bazı arkadaşlar mesela 3 gün bir adada mahsur kaldıklarını planlarının bozulduğunu falan söylediler, yani sonuçta tamamen şans, karar size kalmış.

Filipinler’de bazı şeyleri anlamak güç, insanlar çok yavaş, mesela bir benzin almak bazen 20 dakika sürüyor. Napıyorlar neyi bekliyorsunuz hiç anlamıyorsunuz, ama bir süre sonra alışıyorsunuz, bekliyorsunuz.

Bir diğer anlamadığım şey otellerde kahvaltı olayı. Gittiğim bütün adalardaki otellerde eğer oda- kahvaltı seçtiyseniz size bir önceki geceden kahvaltı seçiminizi soruyorlar, verdikleri de çok matah bişey olsa neyse. Bir de tabii saat soruyorlar kaçta yersiniz? Keşke bir de saate itaat etseler.

Zaman kavramından bahsetmişken Filipinolar iyiler, tatlılar ama yavaşlıklarından olsa gerek pek dakik olduklarını söyleyemeyiz.Orada yaşayan diğer ülkelerin insanları Bir Filipino kaçta geleceğim derse üzerine 1 saat koy diyorlar, ben pek beklemedim, böyle bir sıkıntıyla karşılaşmadım ama onlar bayağı dertli.

Yemek konusunda gerçekten başarısızlar, patates kızartması bile yapamıyorlar, o kadar kötü diyebilirim. Hele bir de vejeteryansanız hiç şansınız yok, çünkü genel olarak menü balık pirinç. Bunca ülke gezdim, ilk defa bir zincir restoranda yediğim ülke Filipinler oldu, Tabii Boracay , Palawan gibi popüler adalarda zincir restoranları buluyorsunuz ama ufak adalarda maalasef hiç şansınız yok. Neyse ki noodle gibi bir mucize yemek var. Döndükten sonra bir süre noodle görmek istemesem de şimdi tekrar yiyorum.

Ve gelelim kahve sorununa, eğer bir kahve severseniz Filipinler’de kahvesizlikten ölebilirsiniz, çünkü onlar için kahve sadece üçü bir arada demek. Ha bir de sürekli duyacağınız Milo var o da suya mı süte mi ne toz çikolata karıştırıyorlar, öyle bişey.

Maalesef Starbucks’da zincirleri kırıp her yere girememiş, Manila’da ve Boracay’da var ama çoğu adada yerel kahve dükkanlarını deneyeceksiniz, süper olmasalar da en azından cafeye girdiğinizde kahve kokusu bile yetiyor.

 

Tatlı sever biri olarak yerel tatlılardan Halo Halo(Buko Halo) ve Ensaymada’ya bayıldım. Buko Halo; hindistan cevizinin oyulup içine şekerlemeler ve ube dondurması konulmasıyla oluşan harika bir tatlı. Ensaymada ise içinde peynir olan mayalı bir hamur ama şekerli bir tatlı. Leche Flan ise bence krem karamel, yumurtalı tatlılardan olduğu için ben sevmedim.

Yemek olarak genelde balık ve tavuk seviyorlar ve pek tabi 3 öğün pirinç, ekmek kültürü hiç yok. Bir adada kahvaltıda ekmek olduğu için az kaldı garsonu öpecektim.

Size zorlukları anlattım ama gözünüz korkmasın Filipinler muhteşem ve çok güvenli bir ülke. Bir yalnız kadın gezgin olarak hiçbir rahatsızlık yaşamadım, çantamı plajda bıraktım, otelde, çevrede bir hırsızlık olayı kesinlikle yaşamadım, duymadım. Siz yine genel güvenlik önlemlerinizi alırsınız zaten ama emin olun Filipinler çok zevk alacağınız hatta hiç dönmek istemeyeceğiniz bir ülke olacak…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir