Yolunuz Düşerse Hollanda

 

 

Hollanda bütçeli gezginseniz KLM nedeniyle bir gün mutlaka yolunuzun kesişeceği bir ülkedir. Benim Amsterdam’la tanışmam da böyle olmuştu. Zamanın birinde bir seyahatimde geçirdiğimiz bir uçak kazası nedeniyle Amsterdam’da bir gece konaklamak durumunda kalmıştık. Herşey o kadar iyi planlanmıştı ki, daha biz inmeden gelecek seferlerimiz, olmayan valizlerimiz nedeniyle ihtiyaç çantası, otelimiz, yemeklerimiz, sabah bizi tekrar havaalanına getirecek servisimiz, hepsi hazırdı. Kısa bir giriş yapmış olmama rağmen sevmiştim bu düzenli şehri. Hele uçak havalanırken gördüğüm o yemyeşil manzara 3 ay içinde bir Amsterdam bileti almama sebep olmuştu.

En başta Holland ile Netherlands arasındaki farkı anlatarak başlayayım. Her ne kadar dilimize Hollanda olarak yerleşmiş olsa da Hollanda aslında ülkenin batı kıyılarının yer aldığı bölgelerin adıdır. Bu nedenle vatandaşlar kendi ülkelerinden bahsederken Netherlands olarak bahsederler.

Deniz doldurularak oluşan bu ülke için bazıları “God created world and Dutch created Netherlands” (yani Tanrı dünyayı yarattı, Hollandalılar da Hollanda’yı yarattı) derler. Ülkenin her yerinin kanallarla kaplı olması ve yeraltı sulama sisteminin gelişmiş olması nedeniyle ülke her daim yeşil bir görünüme sahiptir. Bu nedenle inekler bol süt verir, çok lezzetli peynirleri vardır.

Hollanda küçücük bir ülkedir, hatta 41 bin kilometrelik yüz ölçümüyle bizim Konya kadardır. Bu nedenle siz bir yerden bahsederken küçücük bir şehir derken, onlar “oww, ne kadar büyükmüş” derler. Tabi ülke bu kadar küçük olunca trenle her yere çok kısa sürede ve rahatlıkla ulaşılabilir, bunun yanında Amsterdam dışındaki bazı şehirlerinde de uluslarası havaalanı mevcuttur.

Vakti zamanında Osmanlı’dan ithal edilen lalalerden sonra tam bir lale çılgını olan bu ülkede lalenin her rengine rastlarsınız. Sadece laleler değil mevsimin soğuk olmasına rağmen en narin çiçekleri bile çiçekçilerde görürsünüz, fiyatları çoğu Avrupa ülkesine göre ve hatta kur farkı bu kadar yüksek olmasa Türkiye’ye göre bile ucuzdur. Lale mevsimi Mart-Mayıs ayları arasıdır. Her sokak, her bahçe lalelerle süslenir, ağaçların da çiçeklenmesiyle inanılmaz güzel manzaralara tanık olursunuz.
Kuzeyde yer alması nedeniyle her daim soğuktur, Temmuz ayında bile gitseniz, sadece güneşli saatlerde yaza uygun giyinebilirsiniz, güneş gittiği an veya kapalı ortamlarda hele de benim gibi üşüyen bir cinsseniz mutlaka yanınızda montla dolaşırsınız.

Hollandalılar soğuk insanlardır, öyle İtalya’daki, İspanya’daki gibi gülen yüzlere, muhabbet açan insanlara rastlamazsınız ama kötülüklerini de görmezsiniz. Yapılan araştırmalar; göç etmiş insanları en zor bağrına basan ülke insanlarının Hollandalılar olduğunu söylese de pek çok milletten insanın bu ülkede huzur içinde yaşadığını görürsünüz.

Hollanda deyince bir de akla bisiklet geliyordur, bu ülkede bisiklet en yaygın ulaşım şeklidir, araç trafiği değil ama bisiklet trafiği yoğundur, değil 7’den 70’e, 3’ten 90’a herkes bisiklet kullanır ve bu nedenle herkes işin ustasıdır, gidenler mutlaka bisiklet kiralamaya heveslenir ama çok dikkatli kullanmak gerekir.

Suç oranı öyle düşük bir ülkedir ki sürekli hapishanelerin boş olmasından şikayet! ederler, kimisini kapatıp kimisini başka ülkelere kiralarlar, buna rağmen rastladığınız insanlar size çocukluk hikayelerini anlattıklarında(böyle en efendi devlet memuru tiplemesi bile) “ya, ne pis insanlarmışsınız be” dersiniz. Çünkü hemen hepsi mahalleden birinin bisikletini çalıp başkalarına satmıştır, kendi bisikletini satıp babasını dolandıran olmuştur, ha evet bir de çoğu uyuşturucu kullanmış ve satmıştır. Bir de hiç olay görmediğiniz o sokaklarda bisikletin ön sepetinden kapkaçın yaygın olduğunu, bu nedenle ön sepette eşya taşımamanız gerektiğini söylerler, zaten sex ticareti almış başını gitmiştir. Siz de kara kara düşünürsünüz kanunlar mı gevşek yoksa hakikaten suç oranı mı düşük diye….

Tarih içerisinde sanata pek çok ünlü isim kazandırmış olması sebebiyle bu ülkede müze de çoktur. Hatta sanatsever bir yanınız olmasa bile birkaç müze gezdikten sonra resimden, gölgelerden falan anlar hale gelirsiniz.

Gelelim bu ülkedeki uyuşturucu kullanımı hikayelerine. Evet Hollanda özgürlükler ülkesidir, uyuşturucu olarak genellikle bahsedilen marihuanadır. Havaalanından ilk çıktığınız andan itibaren özellikle Amsterdam’da marihuana kokusu karşılar sizi. Coffeshoplarda uyuşturucu satışı serbesttir, çeşitli kekler mevcuttur. Bazıları ciddi halusinasyon ve kusma yapar, o yüzden yanınızda kimse yoksa kullanmanız pek tavsiye edilmez.

Ama sakın ola herhangi bir uyuşturucu ve tütün ürününü ülke sınırları dışına çıkarmaya çalışmayın, cezası büyüktür.

Hollanda mutfağı deyince akla ilk Stroopwafel gelir. Şimdilerde Türk market ve kahve zincirlerinde de rastlayacağınız bu olağanüstü tadı sıcak sıcak yemek en iyisidir. Bir diğer tat drop; size ikram edilirken “muhtemelen sevmeyeceksin ama bir dene” diyerek uzatılır. Meyan kökünden oluşan bu tatlı-tuzlu-ekşi lokum benzeri şeyi çiğnerken pişmanlıkla şaşkınlık arası bir şey yaşar tükürüp tükürmemek arası gidip gelirken bir an önce bitsin diye yutarsınız. Yapılan araştırmalarda Hollanda’da bu anlamsız tadın kişi başına yılda 2 kilogramdan fazla tüketildiğini öğrenince “ya, abi, ne değişik insanlarsınız ya siz” dersiniz.

Appeltaart; Hollanda’da bildiğimiz elmalı tartlardakinden farklı olarak haddinden fazla elma içermesiyle bilinir. En iyi elmalı tart için size gösterilecek adres muhtemelen Cafe Vinkel olacaktır. Poffertjes; her köşebaşında rastlayacağınız minik pankeklerdir, Bitterballen ise dışı çıtır çıtır içi baharatlı et toplarıdır. Eğer vejetaryeneniz size uygun seçenekler de mevcuttur.

Ha bir de kahve; bol sütlü kahveleri Koffie Verkerd Türkçeye çevirdiğinizde “yanlış kahve” anlamına gelir. Kahvenin böyle içilmemesi gerektiğini onlar da bilse de süt ülkede bol olduğundan olsa gerek her kafede isteyebileceğiniz bir kahvedir. Bunun dışında Holandse Nieuwe Haring; usulüne uygun yenmesi gereken bir balık türüyken, Rookworst da tütsülenmiş bir sosis çeşididir.

Sosyalist düzeni şehrin her köşesinde hissedersiniz, herkesin belirli standartları mevcuttur, eğitim düzeyi çok yüksektir, İngilizce bilmeyen birine rastlama ihtimaliniz çok düşüktür.

Bonus bilgi; Hollanda ‘da kraken denilen bir uygulama vardır, diyelim boş bir ev buldunuz, takibe alıyorsunuz, bir yıl boyunca eğer ev kimseye kiralanmaz, sahipleri oturmaz ise Hollanda kurallarına göre evin kilidini değiştirip oturabilirsiniz. Eskiden bu uygulama yasal iken son 1-2 yıldır illegal kabul edilmeye başlanmış. Yakalanırsanız beni tanımıyorsunuz 😉

Hollanda hakkında söyleyebileceklerim de şimdilik bu kadar. Eminim çok keyif alacağınız bir ülke olacaktır.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir