Bir Sayfa Seçin

Beklentilerin Üstünde Bir Şehir: Kuala Lumpur

Kuala Lumpur(KL) Malezya’nın başkenti ve en kalabalık şehri. Güneydoğu Asya’nın en hızlı gelişen şehirlerinden biri. Benim KL gezim Filipinler’de adadan adaya gezmekten yorulmuş bir haldeyken hayatımda bir değişiklik yapmaya karar verip KL’ya bir bilet almamla başladı. Bu ziyareti planlamadığımdan ne ülke ne de KL hakkında pek bir fikrim yoktu, biraz da umutsuzdum. Belki beklentilerim yüksek olmadığımdan belki de çok sıcak insanlarla tanışıp bana harika bir tatil yaşattıklarından KL’den inanılmaz mutlu ayrıldım.

KL’de 2 havaalanı var KLIA ve Subang. KLIA şehrin 50 km güneyinde, Subang ise 25 km batısında yer alıyor. Muhtemel uçuşunuz KLIA’a olacaktır. Bu havaalanının da iki terminali var, 2. terminalden daha çok ucuz havayolu şirketleri uçarken 1. terminal daha yüksek bütçeli şirketlerin terminali. 2 terminal arasında bir tren var. Ama şehre giden tüm vasıtalar her ikisinden de geçiyor.

Kl merkeze gitmek için pek çok alternatif var; otobüs, tren, taksi, Uber. Yalnız seyahat ediyorsanız Uberpool da deneyebilirsiniz. Aircoach otobüs 10 RM, ekspres tren 55 RM. Uber de muhtemelen 40-50 RM tutuyordur, taksiler de ortalama 80-100 RM. Hepsi ortalama 1 saatte şehir merkezine varıyor.

Ben tabii ki otobüsü seçerek KL Sentral’a geliyorum, Filipinler’deki aç günlerimden sonra yolda gördüğüm ilk Hintli’yi durdurup “kardeş, siz nerde yemek yersiniz?” diye soruyorum. O da beni pek tabii Little India‘ya götürüyor. Hint sempatim olduğu gerçek ama burada maksat bir vejetaryan yemek bulup midemi bayram ettirmek.

Little India Brickfields bölgesinde yer almakta, yani trenle de otobüsle de gelseniz Kl Sentral durağının hemen karşısında sayılır. Zaten canlı renkleri ve baharat kokularıyla hemen tanırsınız.

Brickfields;(İng; Tuğla Alanı) 1880’li yıllarda KL’un önce bir sel sonra da yangınlar nedeniyle ahşap evlerinin büyük oranda hasar görmesi sonucu evlerin tuğladan yapılmasına karar verilmesiyle bu bölgede başlayan tuğla imalatı nedeniyle bu adı almış. Little India olarak da bilinen bu mahalle Airbnb’in yükselen destinasyonlar listesinde 3. sırada yer alıyor.

Neyse benim açlıktan gözüm dönmüş, baharat kokuları beni mest etmiş, önce yemek tabii ki, birkaç yemek sipariş ediyorum, garson “acı mı, normal mi?” diyor, ben de “acı” diyorum, garson “yalnız bu Hint yemeği, fazla acı” diyor, ben de “korkma gardaş, biz Adana’lıyız” diyorum. Neyse işte gelen bütün yemekleri bandıra bandıra yeyip(Tabii ki yan masamdaki Hintli aile kadar başarıyla değil), bir de Buttermilk içtikten sonra kendime geldikten sonra gezimin devamına geçmeye hazır hissediyorum.

Malay mutfağı kozmopolit bir ülke olan Malezya’da biraz Hint biraz da Çin mutfağından esinlenerek oluşmuş ve Müslüman bir ülke olduğundan muhtemelen China Town dışında et kültürünün de bize benzer olduğunu düşünüyorum. Tabii ki ada ülkesi olduğundan bolca balık ve deniz ürünleri. Yalnız baştan belirteyim bu ülkenin ekonomisinin temeli bile palm yağıyken, yemekte başka yağ aramayın.

Karnım doyduktan sonra otele gidecek enerjiyi kendimde bulduğumdan bir taksiye atlayıp otele gidiyorum. KL’de taksi de ucuz, tabii ki Uber veya Grab daha ucuz ama Avrupa gibi her gittiğiniz yerde internet bulmanız kolay değil. O aceleyle otelimi de yanlış yerden ayarlamışım meğer. Kuleye yürüme mesafesi denilen kule meğer KL kulesiymiş. Bu da şehir merkezine ve Petronas kulelerine biraz uzak kalıyor demek ama olan olmuş artık. Sonuçta gelmişim bir kere deyip hızlıca yerleşip yine kendimi atıyorum dışarıya.

İlk durak Kuala Lumpur Tower veya Menara Kuala Lumpur: 1996 yılında açılan ve 421 metre yüksekliğiyle Dünya’nın 7. en uzun ve Malezya’nın 2. uzun binası olan bu kulenin en üst katı gözlem yeri ve bir döner restoran olarak hizmet veriyor. Eğer bu kuleye çıkmak isterseniz gözlem terası için 52 RM, Skybox+ gözlem ise 105 RM ödemek durumundasınız.

PETRONAS ikiz kuleleri: Bir KL gezisi bu kulelerle beraber bir fotoğrafınız olmadan tamamlanmış sayılmaz, ben hem gündüz hem gece fotosu yapayım kendime diyerek hemen attım kendimi buraya.

Öncelikle size PETRONAS’dan bahsedeyim. Bu şirket 1974 yılında kurulmuş, Malezya Hükümeti’ne ait, Malezya’nın tüm petrol ve doğalgaz rezervlerinden sorumlu. Dünya’nın en büyük 100 şirketi arasına girmeyi hızla başarmış olan bu şirketin yönetim kurulu bu kulelerde yer almakta.

Kulelerin dünyanın kaçıncı sıradaki kuleleri olduğu tartışmalı.Çünkü en yüksek katı 378, çatısı 403, anteniyle beraber de 452 m. Bu nedenle tamamını kadraja almak hep bir sıkıntı. Kulelerin 41.-42. katları arasında bir köprü var ve ziyarete açık.

Her sabah 1700 tane ücretsiz bilet gişeler açılır açılmaz dağıtılıyor, ama bir şehir efsanesine göre kuyruk kilometrelerce uzuyormuş. Param var, derdim yok diyorsanız 85 RM karşılığı kulelere çıkabilirsiniz. Aman ne işim var diyorsanız sizi kulelerin hemen altındaki AVM’de bir kahve içmeye alalım.

Metropol seven bir insan olmasam da açıkçası Noel ışıltılarının da eklenmesiyle kuleler beni büyülüyor, ben kuleleri fotoğraflarken, bir yandan da Malezya’nın yarısıyla fotoğraf çekiliyorum. (Asya’da turist olmanın bedelini bir gün herkes ödeyecek)

Bukit Bintang: Bu bölge hem alışveriş, hem yemek, hem de eğlence olarak her kesime hitap ediyor. Pek çok alışveriş merkezi, sokak yemeği, ve turistlerin yoğun olduğu cafe-club-bar hepsi bu bölgede.

Jalan Alor isimli caddede de çoğunlukla Çin yemekleri ve deniz ürünleri sokağın her iki yanına yerleşmiş ve cadde boyunca masalarda oturup yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.

China Town: Çinlilerle bi alıp veremediğim yok ama hiçbir ülkede China Town’u sevmedim. Sanırım yemekleri bana hitap etmediğinden 🙂 Chinatown’a Pasar Seni metro durağından veya otobüs/trenle KL Sentral durağından ulaşabilirsiniz. Bu bölge aynı zamanda backpackerların ekonomik oluşu, yemek, toplu taşıma ve merkeze kolay ulaşılabilirliği nedeniyle en sık tercihleri arasında. Jalan Petaling China Town’un en sık ziyaret edilen sokaklarından biri.

Central Market: Biraz AVM, biraz çarşı havasında her çeşit antika, hediyelik eşya, giysi, kumaş ve yemek bulabileceğiniz yer. Çinlilerle pazarlığa beşte bir fiyattan falan başlayın.

Batu Caves: Dünyanın en büyük Hindu mağara tapınağı olan bu mağara kompleksi de benim KL hedeflerimden birisiydi. Fakat inşaat çalışmaları ve Lord Murugan heykelinin demir parmaklıklarla çevrili olması pek canımı sıkmıştı. Neyse ki ben gitmeden önce en azından kafasını açmışlar.

Batu mağaraları adını tepenin yanından geçen nehirden alıyor. Mağaraların yaklaşık 400 milyon yıllık olduğu düşünülüyor. Buradaki tapınaklar Lord Murugan’a adanmış. Lord Murugan; Hindu savaş tanrısı. Mağara girişindeki altın kaplı Lord Murugan heykeli de 42.7 m yüksekliğiyle dünyanın en büyük Murugan heykeli ve dünyanın en uzun 2. Hindu heykeli(1. Nepal’deki Lord Shiva heykelidir)

Batu mağaraları şehrin 15 km dışında yer alıyor. KL sentral durağından metro ile, Chinatown’dan direk otobüsle veya trenle Titiwangsa istasyonundan U6 nolu otobüsle mağaralara ulaşabilirsiniz. Ben Uberle geliyorum, yaklaşık 15 RM tutuyor.

Batu Mağaraları 3 büyük ve birkaç da küçük mağaradan oluşuyor. en büyüğü Temple(Cathedral) Cave. 272 basamak çıkarak bu mağaraya girebiliyorsunuz. Yalnız bu tapınaklara girmeniz için kıyafetinizin omuz ve bacaklarınızı örtüyor olması lazım. Eğer bu kuralı bilmiyor da şortla veya askılıya gelmiş iseniz de merdivenlerin başında size uzun etek benzeri birşeyler satılıyor. Ben çok usturuplu giyinmiş olduğumdan 🙂 görevli “senin kıyafet iyi” diyerek beni direk geçiriyor.

Bu merdivenlerde sürekli maymunlar dolaştığından çekincesi olanlar varsa, maymunlar siz onlara zarar vermediğiniz sürece saldırmazlar, sadece elinizde yiyecek poşet veya ilgi çekici takınız varsa onları almaya gelebilirler 🙂 🙂

Temple Cave: Tavanı 100 metreyi aşan yüksekliğiyle en geniş ve en çok ziyaret edilen mağara. İçinde çok sayıda heykel ve tapınma bölümü mevcut. Bazı bölmelerde tavanda gökyüzünü gören holler var. Ziyaretim Pazar gününe denk geldiğinden pek kalabalık, 272 basamağı sürünerek çıkan yine sürünerek bu ibadet yerlerine ulaşan, kafasını kazımış, çamur mu boya mı ne sürmüş olduğunu anlamadım Hinduları hayretle izliyorum. Ziyaretimi tamamladıktan sonra inişi pek bir zevkli olan basamaklardan koşarak inip meydanın hemen çevresindeki Hint restoranlarından birime kendimi atıyorum.

 

Art Gallery Cave: Hindu resimleri ve heykelleriyle kaplı bu mağarayı gezmek için 15 RM ödemeniz gerekiyor.

Dark Cave: Macera severlerin ilgisini çekebilecek bu mağaraya giriş ücreti 35 RM, eğer macera turu istiyorsanız 80 RM ödemeniz gerekiyor. Adı üstünde karanlık olan bu mağarayı rehberle el feneri eşliğinde geziyorsunuz. Mağara içinde yarasalar da mevcut.

Batu mağaralarında aynı zamanda kaya tırmanışları da yapılıyor. 160 farklı rota üzerinden bu mağaralara tırmanmanız da mümkün.

KL Birdpark: Kl şehir merkezine 10 dakika uzaklıktaki Perdana Botanik Bahçelerinde yer alan bu kuş parkında 200 çeşit kuş türü ve 3000’den fazla kuş bulunmakta. Bu kuşlar 3 zonda serbest alanda dolaşıp uçuyorlar.

Buraya gelmek için KTM’e binip National Mosque durağında inerek yürüyebilirsiniz veya BL115 numaralı hızlı KL otobüsüyle gelebilirsiniz. Burada tüm bu kuş türlerinin kuluçka dönemlerini, beslenme saatlerini izleyebilir ve Dünya’nın en büyük serbest kuş evinde yürüyüş yapabilirsiniz. Giriş ücreti: 50 RM

Kuş parkı gezinize ek olarak burada kelebek ve orkide parkını da ziyaret edebilirsiniz.

Kanching Şelalesi: Muhtemelen başka hiçbir blogda rastlayamayacağınız bu şelalaler ve mesire alanı genellikle lokaller tarafından biliniyor ve haftasonları şehirden uzaklaşanların tercihi. Giriş ücreti 5 RM. 150 numaralı otobüsle de buraya gelebilirsiniz. Park maymunların işgali altında olduğundan biraz dikkatli olmanızda fayda var. Şelalerin arkasında gezebilir, mayonuzla veya pek çok lokal gibi kıyafetlerinizle yüzebilir, maymunlardan korkmuyorsanız piknik yapabilir ve Hintlilerin çeşitli aletlerle yaptıkları müziklerle dans edebilirsiniz.

İslami Sanatlar Müzesi(İslamic Art Museum): Perdana Botanik Bahçelerinde yer almakta ve Güneydoğu Asya’nın en büyük İslami sanat müzesi.

Seleyang Kaplıcaları: Eğer hava size yeterince sıcak gelmediyse biraz da kaplıcaların tadını çıkarabilirsiniz. Çeşitli sıcaklıktaki havuzlarda yüzebilir veya banyo yapabilirsiniz.

Putrajaya: Malezya’nın idari başkenti, 1999 yılında Malezya’da işler kalabalıktan ve yoğunluktan aksamaya başlayınca idari birimler buraya taşınmış. Mimarisi Çin, Hint, Arap ve Malay mimarisinden izler taşımaktadır.

Putrajaya’da görülecek yerlerin başında Putra Camii, Justice Sarayı, Heritage Anıtı, Putra Köprüsü gibi pek çok yer bulunmaktadır.

Putra Camii: Putrajaya bölgesinde yer alan pembe renkli bu güzel camii turistlerin uğrak yerlerinden birisi. Pembe granitten yapılmıştır ve tek seferde 15000 kişinin namaz kalmasına imkan vermektedir. Her ne kadar otobüsle ve trenle gelinse de günlük araba kiralamak ekonomik ve kolay.

Jamek Camii: KL merkezde yer alan bu camii KL’nin en eski camiilerinden biri. Jamek; ibadet için toplanılan yer anlamına geliyor, lokaller bu camiiye cuma camiisi de diyorlar. İlginç mimarisiyle görülmeye değer.

Merdeka Meydanı: Sultan Abdul Samed binasının önündeki bu meydan Malezya tarihinde büyük öneme sahip, 31 Ağustos 1957’de gece yarısı Dünya’nın en uzun bayrak direğine Malay bayrağı çekilmiştir. Bu meydan her sene bağımsızlık günü kutlamalarına ev sahipliği yapmaktadır.

Thean Hou Temple: 6 katlı bu tapınak Çin deniz tanrıçası Mazu adına yapılmış ve 1989’da açılmış. Çin festivallerinde özellikle ziyareti daha keyifli olan bu tapınağa en iyi arabayla gelmek mümkün, taksiyle gelenler için de taksilerini burada bekletmeleri öneriliyor. Çünkü dönüşte taksi bulmak biraz zor olabiliyormuş.

KL’de yapılmasını önerdiğim bir diğer şey de bir başka ülkede bu fiyata bulamayacağınızdan infinity pool(sonsuzluk havuzu)na sahip bir otel veya dairede yer ayırtmanız. Dediğim gibi ben Petronas’a yakın sanıp daha uzakta bir otelde yer ayırttığımdan tam manzaralı bir havuz olmasa da yine de hem gece hem gündüz acayip zevk almıştım bu havuza girmekten, hem de suit odalı odamın günlüğü yaklaşık 130 tl civarında idi.

Yine sıklıkla sorulan “Malezya’dan telefon, elektronik eşya alınır mı, alınırsa nereden alınır” sorularının cevabını da bu yazıda vereyim. Ben telefon alacağım bir zamanda Malezya’ya gitmiş ve orada pek çok blogda araştırma yapmıştım ve fiyatları Türkiye ile karşılaştırmıştım. Fiyatların ucuz olduğu Low Yat gibi AVM’lerde turistlerin çok dolandırıldığı ve kesinlikle gidilmemesi gerektiği yazıyordu.

Syria KLCC gibi orijinal ürünlerin satıldığı AVM’lerde Samsung, Apple’ın gerçek mağazalarına uğradığınızda ise fiyatın çok da farklı olmadığını görüyorsunuz. Yani o fiyatların çok farklı olduğu dönemler artık bitmiş.

Başka yazılarımı da takipteyseniz bilirsiniz, kulelere çıkıp şehri izlemek yerine şehir ve kuleler manzaralı bir bara günbatımında gitmek adetimdir. Kuala Lumpur’da manzaralı barlar arasında en çok tercih edilenin de Sky Bar olduğunu duymuşsunuzdur, manzarasının gerçekten güzel olduğunu ve Petronas manzarasına en iyi hakim barlardan biri olduğunu kabul ediyorum, fakat işin kötü tarafı ben Asya gibi bir kıtada havanın gece gündüz güzel olduğu bir ülkede kendimi kapatmak yerine açık olan bir yere gitmeyi tercih ederek yönümü Heli Lounge Bar‘a çeviriyorum. Eskiden bir helikopter pisti olan yuvarlak bu çatı açık bir bara dönüştürülmüş ve 360 derece Kuala Lumpur manzarasına sahipsiniz. Alkollü/ alkolsüz içecek servisi mevcut, fiyatlar da kulelere çıkıştan daha ucuz.

Ben 2 günlük KL gezime ancak bunları sığdırabildim, daha kalsam yapacağım başka birşey kaldı mı, pek sanmıyorum. Bana göre 2 gün 2 gece bir KL gezisi gayet yeterli ve uygun.

Umarım KL yazım gezinizde size yardımcı olmuştur. Bir başka şehirde görüşmek üzere.

14 + 6 =