Neuschwanstein ve Hohenshcwangau Kaleleri

Eğer seyahatiniz Münih veya Stuttgart civarındaysa yani bir güney Almanya planınız varsa bu kaleleri görmeden dönmeyin derim. Beni kalelerin ve sarayların içi cezbetmez, bu nedenle zamanımı kral kraliçelerin yatakları, kullandığı çatal kaşığı seyretmeye değil de dış mekanlarını gezmeye ve fotoğraflamaya harcarım. Bu gezimde de bu kalelerden çok büyük ganimetlerle döndüğüm doğrudur.

Bu yıl Oktoberfest’e katılmak amaçlı gittiğim Münih’te ana hedeflerimden biri de Neuschwanstein’i görmekti. Ve ben sadece bununla kalmayıp pek çok yer daha keşfettim, dönüş vakti geldiğinde buralardan ayrılmak gerçekten zor oldu.

Münih’ten buraya otobüs veya trenle de gelebilirsiniz ama birazdan anlatacağım yol üstü gezileriniz için hele de birden fazla kişiyseniz araba kiralamak hem daha ucuz hem de daha hızlı bir seçenek. Zaten Almanya’da otobanda hız sınırı yok. Yani hız yapabileceğiniz bir aracınız varsa (ki Almanların malum, bu konuda iddialı arabaları var)hız sınırı uyarısı olan bölgeler dışında istediğiniz kadar gaza yüklenebiliyorsunuz. İlk duyduğumda ben de inanmamıştım ama otobanda herkesin 170-180’le gittiğini görünce kemerimi bağlayıp sıkı tutunmaktan başka yapacak birşeyim kalmadı.

Almanya’nın bu bölgesinin(Bavaria) nefis bir doğası var, eğer vaktiniz varsa Schwangau bölgesinde bir gece konaklamalısınız. O kadar şirin B&B oteller var ki bir gece bile yetmeyebilir.

Yol üzerinde kaleye 25 km uzaklıkta UNESCO Dünya Mirası listesindeki WiesKirche de görülmesi gereken bir kilise. Oval rokoko tarzında yapılmış adından da anlaşılacağı gibi bu bembeyaz kilise 1740 yılında yapılmış. Bu kilisenin bu kadar önemli olmasının asıl sebebi; yapılırken malzemeden kaçınılmaması ve ihtişamının yanısıra bir de hikayesi…

 

Buraya ilk geldiğimde neden iki ayrı kilise var diye kendi kendime sormuştum, kilisenin hikayesini öğrendiğimde sorumun yanıtını da öğrenmiş oldum. 14 Haziran 1738’de sol tarafta gördüğünüz figürün gözlerinde gerçek gözyaşlarının görülmesi üzerine kilise ziyaretçi akınına uğramış ve bir nevi hac ziyaretine dönüşmüş ve sonunda yeni bir kilise inşa etmeye karar vermişler. Bugün bu kilise hem spirutuel nedenlerden hem de sunduğu görsel şölenden ötürü ziyaretçisi hiç eksik olmayan bir yer.

İçeride fotoğraf çekmek yasak ama kolonların arkasına saklanıp bir iki tane çekebilirsiniz 🙂

Yol boyunca “Romantische Strasse” diye bir levha göreceksiniz, bu tabelayı ilk gördüğünüzde Türkiye’deki aşıklar yoluna benzer iki tarafı ağaçlarla kaplı bir yol olduğunu düşünebilirsiniz, 2 . Dünya savaşı döneminde aşıkları kavuşturmak üzere planlanmış bu yol; Würzburg’dan Neuschwanstein kalesine ve sonunda Alplerin eteklerine kadar uzanıyor. Bana göre yolun en güzel bölümü şirin evleriyle Tauber köyü olmasına rağmen bu tarafını da görmekte fayda var.

Yolumuza devam edip Neuschwanstein’a geliyoruz. Çok gezmenin en kötü yanı bir süre sonra her gördüğünüz şeye hayranlık duyamıyor olmanız. Ama nedense bu kalede beni ilk gördüğüm andan itibaren cezbeden birşey olmuştu ve gittiğime de hiç pişman olmadım.

Hangi ulaşım metodunu tercih ederseniz edin sonunda park noktasına geliyorsunuz ve burada macera başlıyor. Eğer kalelerin içlerini de gezmek istiyorsanız çıkmadan biletlerinizi mutlaka almanız gerekiyor. Herşeyden önce şunu söylemeliyim ki Almanya gerçekten ucuz bir ülke. Bunu sonra tekrar konuşuruz ama kalelerin her birinin 2016 giriş fiyatlarının 1.80 euro olduğunu söylersem neden bahsettiğimi anlarsınız sanırım.

Biletlerinizi  aldıktan sonra ister üşenip faytona binin, ister tabana kuvvet deyin ormanın içine giriyorsunuz. Taban yolu yokuş yukarı olduğu için zor olsa da manzaranın tadını çıkarıp bol bol fotoğraf çekmek için birebir. Hızınıza göre yaklaşık 30 dk-1 saat arası süren bu yolculuğun sonunda kalenin girişine geliyorsunuz.

Kalenin girişi için numaranızı takip etmeniz gerekiyor, her 5 dakikada bir yeni bir grup içeri alınıyor, ne kadar erken giderseniz o kadar iyi. Kalenin kapısından girdiğiniz ilk alan ve bir üst kat serbest, biletiniz yoksa da bahçeyi gezebilirsiniz.

Kale içini gezin veya gezmeyin ama gezinizi burada bitirmeyin, “Marienbrücke” oklarını takip edip yürümeye devam edin. Bu kadar geldiniz bir 10 dakika daha yürürsünüz.

Köprünün başına gelince insanlar önce aşağıdaki şelaleye, sonra köprünün üzerindeki kalabalığa bakıp bir tereddüt yaşıyor, köprüden ilerlerken tahtalar adımlarınızla hafiften sallanıyor ama korkmayın herşey kontrol altında.. Ne de olsa “made in Germany”

Bazıları için bu tur burda bitiyor, çünkü onlar kaleyi uzaktan görüp bir iki de selfie çekip turistik aktivitelerini tamamlıyorlar, ama benim için bitmiyor, çünkü o kaleye karşı oturup bi çay içilecek, yok pardon o çok Türk işi oldu, tamam ama en azından şöyle bir keyif yapılacak deyip yoluma devam ediyorum. Bir başka turist ormanın içine daldığımı görünce “orda ne var” diyor, “sadece manzara” diyorum, “oh,ok” deyip geri dönüyor, bu da benim işime geliyor, ne kadar az insan, o kadar çok keyif….

Ufak bir patika yoldan ve dev ağaç köklerinin arasından devam ederek sonunda istediğim noktaya geliyorum. Ve işte sonuç….

 

Efendim, her çıkışın bir inişi vardır tabi, bir de Hohenschwangau kalesi var karşıda, o da sarı sarı pek hoş görünüyor ona da bir göz gezdirmeden geçmemek lazım diyerek iniyorum.

Yukarıdan izlerken keyif aldığım sonbaharın renklerine bürünmüş gölün çevresinde bir yemek yedikten sonra bir de sandal turu fena olmaz diyerek bir sandal kiralıyorum. Bu Almanya ucuz ülke demiştim, sandal turu yarım saat 4.5 euro, ee önceden kürek çekmişliğiniz yoksa fazla açılmayın derim, malum sonra kollar acıyor, ben de fotoğraf işine o kadar dalmışım ki yarım saatlik turu 1.5 -2 saate çıkarıp dönüyorum.

Neuschwanstein kalesinin Paris Disneyland Uyuyan Güzel masal şatosuna ilham kaynağı olduğunu söylemiş miydim? Ee kale bu kadar güzel olunca her tarafından görülsün demişler bir de ön yüzüne bakan dağa bir teleferik kurmuşlar. Tegelbergbahn denilen bu teleferikle 1700 m yükseklikten de manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Bu teleferik kışın kayak yapmaya da imkan sağlıyor. Ayrıca bu bölgede yamaç paraşütü yapanlar ve 3 kanat ile uçup manzaranın tadını çıkaranlar var. Çocuklar için de pek çok eğlence imkanı olduğunu söylemeden geçmeyelim.

Keyif almanız dileğiyle….

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir