Bir Sayfa Seçin

Bulutlu Şehir: San Sebastian

Bazen haritada parmağınızı gezdirip “dur ben bi şuraya gideyim” dediğiniz oluyor mu sizin de? Benim zaman zaman oluyor, bundan 4-5 yıl önce instagram henüz bu kadar popüler değilken, bu kadar blog yokken, develer tellal, pireler berber iken ben babamın beşiğinde tıngır mıngır sallanmıyordum tabii ki. Ne yapıyordum, kendime haritada yer beğeniyordum. Nereden esti nasıl oldu da ben yolumu San Sebastian’a düşürdüm, hatırlamıyorum, ama çok anlık birşeydi. Planı yaptıktan sonra durdum ve kendi kendime sordum “burası neresi ya” diye, ufak bir silkinmeden sonra “amannn” dedim, sonuçta orası Bask da olsa İspanya’ya gidiyordum (her ne kadar Basklar oranın İspanya olduğunu kabul etmese de) ve çok eğleneceğimden emindim.

Türkiye’den pek tabii San Sebastian’a uçuş yok, bu yüzden Madrid’e veya Barselona’ya uçup oradan SanSeb’e geçebilirsiniz, ama SanSeb biletleri genellikle pahalı oluyor, bu nedenle benim önerim Bilbao’ya uçup oradan otobüsle 2 saatlik bir yolculukla Sanseb’e geçmeniz.

San Sebastian küçük bir şehir hemen hemen yürüyerek her yerini gezebilirsiniz, yerel halk genellikle ulaşım için bisikleti tercih ediyor, şehir içinde uzak noktalarda kalıyorsanız otobüs veya taksi kulanabilirsiniz. Otobüs biletini otobüsün içinde alabilirsiniz.

Sanseb için tek handikap çok fazla İngilizce bilen insana rastlamıyor olmanız. Daha çok yerli turiste hizmet veren bu şehirde genellikle işaretler ve tabelalar Baskça ve İspanyolca olarak tasarlanmış.

San Sebastian veya Baskça adıyla Donostia aslında bir sosyete tatil merkezi. Kuzeyde olduğundan iklimi bir Akdeniz ülkesi olan İspanya’ya göre daha soğuk. Dalgalı denizi sebebiyle de sörfçüler tarafından sevilen bir tatil merkezi. Kışın ise sadece 200 binlik bir nüfusu ve üniversite öğrencileri var. Pek fazla oteli bulunmayan Sanseb’da bu nedenle özellikle yaz aylarında konaklama da biraz pahalı. Son zamanlarda sörf nedeniyle gençlerin daha çok ilgisini çekmeye başlayan SanSeb’de üniversite yurtarını yazın otele dönüştürüyorlar, böylece daha ucuza konaklama imkanı bulabiliyorsunuz. Aslında ne kadar mantıklı değil mi? Otel yapsanız kışın boş kalacak, yurt yazın boş duruyor, böylelikle hem yaz aylarında personel fazlanız olmayacak, hem de yeni binalar yapmayıp çevreyi korumuş olacaksınız.

Konaklama için en uygun alan La Concha koyunun çevresindeki otellerden biri, hem gece aktivitelerine hem de sahile yakın olması nedeniyle tercih sebebi.

San Sebastian küçük bir şehir olduğu için gezmesi de kolay. Her zevke uygun bir aktivite bulunuyor.

En popüler yer La Concha plajı. Kumlara havlunuzu atıp serileceğiniz bu plaj ortalama 2.5 km uzunluğunda. Atlas okyanusu olmasına rağmen hem koy olması sebebiyle, hem de Santa Clara adasının konumu nedeniyle bir nevi dalgalardan da korunabildiğiniz bu plajda mavi ile yeşilin uyumuna bir de günbatımının renkleri eklenince harika bir manzara çıkıyor ortaya. Bu nefis manzaraya bakan Narru restaurant, La Perla ve Cafe de La Concha ise birşeyler atıştırmak veya yemek yemek için seçebileceğiniz mekanlar arasında.

Hazır restoranlardan bahsetmişken San Sebastian’ın dünyada metrekare başına en çok Michelin yıldızlı restoran düşen şehirlerden birisi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Uzun süre bu rekoru elinde tutan Sanseb’in rekorunu Kyoto elinden almış olsa da halen 16 Michelin starıyla gurme şehirler arasına girmeyi başarıyor.(Michelin yıldızlar her yıl kontrol edilir, yıldızlı bir restoran bir sonraki yıl yıldızını kaybedebilir veya bir başka yıldız alabilir, o yüzden siz bu satırları okuduğunuzda yıldız sayısı değişiklik göstermiş olabilir)

Hali hazırda 3 yıldızı bulunan(nasıl zordur bir bilseniz) Akelarre, Arzak, Martin Berasategui gibi restoranların yanında tek yıldızı olan Kokotxa, Elkano, Alameda da bütçesi elverenler için gidilmesi gerekenler listesinde.

Miramar Sarayı: Manzarasını gördüğünüzde tam krallara layık diyeceğiniz bu saray tam da bu noktaya kraliyet ailesinin iklimi ve plajları nedeniyle yazları bu şehri tercih etmesi nedeniyle yapılmış. İlk 2. Kraliçe Isabel tarafından tercih edilen Donosti; Kraliçe Maria Cristina’nın da geleneği sürdürmesiyle kraliyet ailesinin yazlık şehri olmuş. Önceleri burada konaklayacak bir rezidansları bulunmadığından bir saray yapılmasına karar verilmiş ve 1893’de bu saray inşa edilmiş. 1920’de genişletilmiş ve 1972 yılına kadar SanSeb Konseyine aitmiş. Geniş bahçesiyle beraber 34 bin metrekarelik bir alana sahip bu sarayın çimlerine yayılıp manzarayı izlemek serbest. Şu an üniversitenin kurslarına ev sahipliği yapıyor.

Sanseb denilince benim aklıma gelen en eğlenceli yerlerden biri ise 31 Ağustos caddesi(Calle del 31 de Agosto). Bu caddenin özelliği pek çok pintxos bara ev sahipliği yapması. İspanya’daki “tapas” Bask’da “pintxos” oluyor. Minik ekmeklerin üstüne et, balık ve sos konularak servis edilen bu atıştırmalıkların vejetaryanlar için fazla seçeneği olmadığını söylemeliyim. Hatta Bask bölgesinde size ısrarla vejeteryan diye sunulan şey balıklı bir menü oluyor. Her neyse pintxosların fiyatı 1-1.5 euro arasında, bazen bir tabakta 4-5 tane olan menü fiyatı ile de alabiliyorsunuz. Pintxos barlarda genellikle bar dışında oturacak yer pek yok, zaten kimse de oturmuyor. Hatta kimse yerinde de durmuyor. Bu caddede adet; bir bardan bir bara dolaşmak. Bir elinizde içkiniz bir elinizde “pintxo”nuz oradan oraya dolaşıyorsunuz. En iyi pintxoyu tatmak mı istiyorsunuz, öyleyse kalabalığı takip edin.

Sanseb’de görülmeyi hak eden bir diğer nokta da Monte Igueldo. Tüm şehir manzarasına sahip bu dağa ister funikulerle(gidiş-dönüş 3 Euro civarında), ister bisikletle, ister araçla çıkabilirsiniz. Manzaraya karşı bir şeyler içebilir, oyun parkında eğlenebilir, bol bol fotoğraf çektirebilir, isterseniz buradaki otelde de konaklayabilirsiniz.

La Concha koyunun sol yakasını oluşturan Onderreta plajı ise genellikle çocuklu ailelerin tercihi oluyor. Plajın sonundaki Peine del Viento (Türkçe’si Rüzgarın Tarağı) heykeli meşhur İspanyol heykeltraş Eduardo Chillida‘nın en ünlü heykellerinden birisi. Kayalıklara çarpan dalgaların sesi, heykeller ve gün batımı manzarasıyla Sanseb’in en sık ziyaret edilen noktalarından birisi.

Daha sakin bir yerde denize girmek isterseniz Santa Clara adasına tekneyle ulaşabilirsiniz.

Plaj dedik, sörf dedik, yemek dedik, kimi bloglarda kalmaya bile gerek yok denilenin aksine yapılacak çok şey olan şehirlerden biri olan San Sebastian’da tırmanmak için de pek çok nokta var. Bunlardan birisi de şehrin her yerinden görebildiğiniz İsa heykelinin bulunduğu dağ Urgull dağı. Burayı merak ediyor ama tırmanmak istemiyorsanız 39 numaralı otobüsle de gelebilirsiniz. Ama ister hızlı rotadan ister yavaş rotadan tırmanın çok keyif alacaksınız. Burada İsa heykelinin yanında bir müze bir de kale mevcut. Çıkarken yanınıza su ve atıştırmalık birşeyler almayı ihmal etmeyin.

“2016 yılı Kültür Başkenti” seçilen San Sebastian’da en önemli olaylardan biri de her yıl Eylül’de düzenlenen San Sebastian film festivali. Kursaal Kültür Merkezi gece ışıklandırmasıyla sahilde pırıl pırıl parlıyor.

31 Ağustos sokağının sonundaki 1773 yılında Barok tarzı yapılmış Santa Maria del Coro ise ; güzel bir kilise olmasına rağmen giriş ücretinin bulunması nedeniyle turistleri kızdırıyor. Sokağın başından sonuna kadar görünen bu yapının özellikle kapı üstü detayları dikkat çekici.

Kilisenin hemen yanındaki geniş meydan ise Trinitad Meydanı. Trinidad Plaza, tüm Avrupa şehirlerinde bulunan geniş meydanlardan biri. Burada eskiden boğa güreşleri yapılırmış. Meydanın çevresinde gördüğünüz binalardaki numaralar zamanın zenginlerinin güreşleri izledikleri localarmış. Bu meydanda Bask kültürüne ait oyunları görebilirsiniz.

Fransa ve Almanya’daki kiliselerden ilham alarak yapılmış neo-gotik bir kilise olan Buon Pastor kathedrali; 1897’de yapılmış ve SanSeb’deki en yüksek bina olma özelliğini taşıyor. Bu devasa kilisenin gece ışıklandırması da mükemmel. Ayrıca kapısı birbirinden her ne kadar uzakta görünseler de Santa Maria Bazilikasının kapısıyla aynı hat üzerinde planlanmış.

Sanseb’de özellikle çocuklu ailelerin ilgisini çekebilecek bir yer ise Akvaryum.1.5 milyon litrelik su, 40’dan fazla balık çeşidi, ve iki büyük köpekbalığı için özel 360 derecelik tanklarıyla her ne kadar doğa ve hayvansever olduklarını iddia etseler de hayvanat bahçesi ve akvaryum karşıtı olduğum için ben girmedim. Ama girmek isteyenler için 2017 giriş fiyatı erişkinler 13, çocuklar 6.5 Euro. 4 yaş altı ücretsiz.

Genellikle pek mekan adı vermem biliyorsunuz ama size San Sebastian’da iki yerden bahsedeceğim. Birincisi bu lezzeti kesinlikle deneyimlemeniz gerektiğini düşündüğüm La Vina‘nın cheesecake’i. Dünyaya San Sebastian cheesecake olarak nam salmış olan bu cheesecake size bildiğiniz cheesecake tadını unutturacak, yumuşacık, masal gibi bir lezzet. Her gün yüzlerce tepsi cheesecake üretilen bu cafede bukadar tepsi nasıl hızlıca tükeniyor gözlerinize inanamıyorsunuz. Yıllardır işlerini tutkuyla yapan La Vina kadar iyi yapamasak da evde denemek isteyenler için San Sebastian Cheesecake tarifimiz de işte buracıkta.

İkincisi ise eğer vejetaryan bir yemek ararsanız mutlaka uğramanız gereken Km. 0 Vegan Vegeterian Taberna Jatetxea. Hem uygun fiyatlı, hem lezzetli, hem de gözünüz tavanlara asılı etler görmeden yemek yiyebileceğiniz bir yer.

San Sebastian hiç uyumayan şehirlerden. Özellikle yaz aylarında her gece ücretsiz konserlerin bulunduğu, her yaş grubundan insanın sokaklarda sohbet edip,eğlendiği, sıcacık, eğlenceli insanların bulunduğu ve hala kendi kültürünü ve değerlerini korumaya çalışan ve yaşatan bir şehir.

Yaz aylarında bile genellikle kara bulutların şehrin üzerinde dolaştığı ve aniden yağmurun bastırdığı bu şehre gelirken hava koşullarını da göz önünde bulundurmanızda fayda var. Her anından kesinlikle zevk alacağınız bu şehre en kısa zamanda planlarınızı yapmanızı tavsiye ederim!

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir