Kendi Başına Bir Cumhuriyet: Singapur

Singapur; bir ada, aynı zamanda bir ülke ve de şehir. Kendisine bağlı 40 küçük adacık olsa da Singapur deyince akla uzunluğu 43 km eni 22 km bu ada geliyor. Bu ada Malay yarımadasına demir ve karayolu ile bağlı ve pek tabi havayolu ve deniz yolu ile de ulaşım mevcut.

Singapur; eskiden tamamen tropikal ağaçlarla kaplı iken bugün neredeyse adada doğal tek bir şey görmek mümkün değil. Yeşil alanlar mevcut fakat çoğu insan eliyle yapılmış.

Fazlaca yapılacak bir şey olmayan bu ülkede turizm önemli bir gelir kaynağı olmasına rağmen tüm turistlerin şikayet ettiği şey pahalılık. Zaten son 4 yıldır işadamları tarafından bile iş seyahatleri için en pahalı ülke seçiliyormuş.

Singapur için eğer bahçeleri ve Sentosa Eğlence Merkezlerini de dolaşmak isterseniz en az 3 gün gerekli, çünkü sadece Gardens By the Bay bile bir gününüzü alabilir, ama pahalılık sizi zorluyorsa biraz hızlandırıp 2 güne de sığdırabilirsiniz gezinizi.

Singapur’da en kolay şey ulaşım. Metro ile her yere ulaşabiliyorsunuz. Havaalanından bir metro haritası ve bir kart edinmeniz yeterli. Ben Bugis’te kalmıştım. Hem mavi, hem yeşil metro hattının üstünde olduğundan metro değiştirmeme gerek kalmadan gitmek istediğim her yere kolaylıkla ulaşmıştım, Marina Bay’a da bana göre yürüme mesafesiydi.

Gelelim Singapur’da neler yapılıra

Marina Bay: Singapur’un kalbi diyebiliriz. İş merkezleri, gökdelenler, AVM’ler hepsi bu çevrede yer alıyor.

Marina Bay denilince akla ilk gelen Marina Bay Sands oteldir sanırım. Eğer bütçeniz elveriyorsa terası gemi şeklinde inşa edilmiş bu otelde en azından bir gece konaklayıp, infinity poolun tadını çıkarabilirsiniz. Eğer otelde kalmıyorsanız havuza giremiyor ama bara girebiliyorsunuz. Fiyatı çok uçuk değil, 2 kişi gidilirse Singapur’un diğer otellerinin de çok ucuz olmadığını düşünürsek bu keyif için değer diyebilirsiniz.

Yine otelin 57. katında gözlem alanına 23 Singapur doları(SGD) karşılığında da çıkabilir, aynı manzaranın keyfini buradan da çıkarabilirsiniz.

Marina Bay Sands’in AVM’si ve Casinosu da mevcut. Burada yapılabilecek en önemli aktivite ise Wonder full‘u izlemek. Her akşam saat 19:30’da başlayan bu gösteri fıskiyelerden fışkıran suyun üzerine yansıtılan bir lazer şovu. Yaklaşık 20 dakika süren bu gösteri bence izlemeye değer, üstelik ücretsiz.

Yine yaklaşık 50 SGD karşılığında buradaki gece turlarına da katılabilirsiniz.

Merlion Heykeli: Singapur’un simgesi olarak bilinen bu yapı; başı aslan vücudu balık şeklinde tasarlanmıştır. Aslında Singapur’un turizm simgesidir. Bu nedenle Singapur’dan alacağınız her çeşit magnet, anahtarlık gibi hediyelik eşyanın üstünde bu simgeyi göreceksiniz. Singapur’da 5 tane Merlion heykeli vardır ama orijinali ve en büyüğü Merlion Park’ta bulunanıdır.

Helix Köprüsü: 2010’da açılan bu yaya köprüsü, Marina merkezi Marina Bay’a bağlıyor. Şekli nedeniyle ilgi çeken bu köprü Avustralyalı mimarlar tarafından DNA tasarımıyla yapılmış.

Singapore Flyer: 2014 yılına kadar Dünya’nın en büyük dönme dolabı olma özelliğini taşıyan bu dönme dolap size 165 m yükseklikten muhteşem bir manzara sunarken isteyenlere de keyifli bir akşam yemeği sunabilir.

Gardens By the Bay: Turistlerin Singapur’da en sık ziyaret ettikleri bu bahçe yaklaşık 100 hektar büyüklüğünde ve 1 milyondan fazla bitki içeriyor. Farklı tasarım ve konseptlerde bölümleri olan bu bahçenin ücretli ve ücretsiz gezilebilir alanları mevcut. Bu kocaman bahçeyi gezmek ve kaybolmamak için bir haritaya ihtiyacınız olabilir.

Benim en zevk aldığım daha doğrusu en ilginç bulduğum bölüm Supertrees olmuştu. Bu ağaçlar bahçede çiçekler için gölge alan sağlıyor, ışığı emiyor ve yağmur suyunu topluyor. 25-50 m arasında değişiklikte yükselen bu ağaçların sat 20:00’da ışıkla oluşturulan Garden Rhapsody adında bir gösterisi de var. Bahçenin bu bölümü ücretsiz.

128 metre uzunluğunda yerden 22 m yükseklikteki OCBC Skyway‘de yürümek isterseniz 5 SGD ödemeniz gerekiyor.

Kapalı alanlar olan Flower Dome ve Cloud Forest giriş ücretleri 12 SGD. Burada nadir bitkileri veya dünyanın en büyük cam serasını görebilirsiniz. Bunun yanında yine ücretsiz girişleri olan Sun Pavillion size çöl bitkilerini, Heritage Garden ise Singapur’un eski ağaçlarını tanıtıyor.

Orchard Road: Singapur’un alışveriş caddesi olarak bilinen bu 2.2 kmlik bulvar adını eskiden burada yetişen çeşitli meyve ve sebzelere ithafen almış. Buraya gelmek için metronun Orchard, Somerset veya Dhoby Ghaut duraklarından birinde inebilirsiniz. Bu caddede ION Orchard, 313 Somerset, Plaza Singapura, Mandarin Gallery gibi pek çok alışveriş merkezi de var.

China Town: Gördüğüm China Town’lar arasında en düzenli olanı diyebilirim. Eee ne de olsa burası Singapur. Burada konaklayabilir, alışveriş yapıp, yemek yiyebilir ve Çin (Sri Mriamman Temple), Hint(Buddha Tooth Relic Temple) ve müslümanlara ait (Jamae Mosque) ibadet alanlarını ziyaret edebilirsiniz. Ben Çin yemeklerini yağlı ve lezzetsiz buluyorum. Sokak yemeklerini de street food ortalama fiyatının üzerinde buldum. Ama bir Tiger bira içmeden buradan ayrılmak da ayıp olurdu.

Her ne kadar aniden başlayan yağış tüm mahallenin neredeyse bir anda yok olmasına sebep olsa da yine de görmüş olduğuma memnun oldum.

Metroyla buraya gelmek için ineceğiniz durak tabii ki China Town.

Little India: Singapur’un acayip düzenine rağmen çok renkli bu Hint mahallesinde eskiden tuğla fırınları varmış. Burada neler yapılır diye soracak olursanız, tapınakları ziyaret edebilir, 24 saat açık Mustafa Center’dan elektronik eşya satın alabilir, Takka Center’dan baharat, meyve veya sari satın alabilir, Hint kınası yaptırabilirsiniz. Ve pek tabii bir Hint mahallesindesiniz, Hint yemeği yemeden buradan ayrılmak biraz ayıp olur. Metroyla Little India durağı 😉

Botanik Bahçeleri: Ülkede UNESCO’nun ilk koruma altına aldığı yeri olan bu parkta 150 yaşından büyük ağaçlar mevcut. Doğa severlerin ziyaretten zevk alacağı bir yer.  İçinde ayrıca orkide bahçeleri, kuğu gölü ve bir de müzesi var. Botanik bahçelerin girişi ücretsiz sadece orkide bahçelerine giriş için 5 SGD ödüyorsunuz, Singapur fiyatları düşünüldüğünde gayet makul bir fiyat. Buraya gelmek için metronun Botanical Gardens durağında inebilirsiniz.

Clarke Quay: Singapur’un gece hayatının ana merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Benim için ise renkli binalarıyla mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir noktasıydı. Buraya da metronun Clarke Quay durağında inerek ulaşabiliyorsunuz. Hem gündüz yemek yiyebileceğiniz, hem de eğlenmek için gidebileceğiniz bu bölgede ayrıca turistik bot gezileri de mevcut.

Mount Faber Park: Burası Singapur’un en eski parklarından biri. Buradan Sentosa Adasına teleferiğe binmek için gelebilir, teleskopla manzarayı izleyebilir, sabah erken gelirseniz, çok çeşitli kuş türlerini izleyebilir veya manzaraya karşı yemek yiyebilirsiniz. Park ücretsiz. Telok Blangah durağında inip yürüyebilirsiniz.

Sentosa Adası: Singapur’un eğlence adası olan bu ada aynı zamanda ülke turizminin de önemli bir noktası. Eğer Singapur’da zamanınız kısıtlı değilse bu adaya da bir göz atabilirsiniz. Adaya gelmek Singapur gibi teknolojik bir ülkede tabii ki çok kolay, pek çok alternatifiniz var.

Öncelikle metro ile Harbour Front durağına geliyorsunuz. Buradan isterseniz yürüme bantlarıyla Sentosa Adasına yürüyerek geçebilirsiniz. Ada içinde her yere de yürüyerek ulaşabilirsiniz. Adaya giriş ücreti 1 SGD, ne şekilde gelirseniz gelin bu ücret sizden tahsil ediliyor.

Yürümek istemeyenler için;

1)RW8 nolu otobüs

2)Sentosa Expres treni: Duraktan Vivo City çıkışını takip edip Sentosa Expres trenine biniyorsunuz, adada Waterfront, Imbiah veya Beach duraklarından birinde inebilirsiniz.

3)Cable Car: Mount Faber’dan başlayan bu teleferik de manzaralı bir şekilde sizi adaya ulaştırıyor. Çok zevkli bir ulaşım sağlayan bu yolun fiyatı ise 29 SGD.

Bu ada eğlence ve macera adası olmasının yanında güzel plajları ile de turistleri cezbediyor.

 

Universal Studios: Güneydoğu Asya’nın ilk Hollywood tema parkı olan bu parkta hem çocuklar hem yetişkinler için farklı temalar mevcut. Buradaki 24 atraksiyonun 18’i sadece Singapur için tasarlanmış. Giriş ücreti 74 SGD olan bu park özellikle haftasonları çok kalabalık, bu bileti aldıktan sonra atraksiyonlar ücretsiz fakat genellikle önünde kuyruklar olabiliyor. Eğer kuyruk beklemek istemezseniz 50 SGD ödeyerek Express bilet alabiliyorsunuz. Park 10’da açılıyor ama kapanış saatleri değişken.

Park bölümlere ayrılmış; New York, Hollywood, Sci fi, Ancient Egypt, Lost World, Far Far Away gibi bölümlerde farklı temalar işleniyor, farklı maceralar yaşanıyor. Yeme, içme ve alışveriş imkanının da bulunduğu bu parka geliş için Sentosa adasına ulaşımın yollarını anlatmıştık, eğer Express trenle geliyorsanız Waterfront durağında inmeniz gerekli, RW8 nuaralı otobüsle geliyorsanız zaten direk önünde iniyorsunuz.

Tiger Sky Tower: Eskiden Carlsberg Tower olarak bilinen bu kule saatte 72 kişiyi bir disk üzerine alarak 130 metreye yükseltiyor, Singapur’un en yüksek gözlem yeri. 18 SGD karşılığı binebileceğiniz bu kuleye gelmek için Imbiah veya Sentosa duraklarında inebilirsiniz.

Adada yapabileceğiniz diğer aktiviteler; iFly, Wave House, Adventure Park  ve Maddame Tussauds Museum. 

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bir ülkeden döndüğünüzde ah bunu yapamadım veya kaçırmışım dediğiniz bir yer olacaktır, bunca ülke gezdim, hepsinde de keşke daha fazla zamanım olsaydı dedim. Singapur için de zamanım ve bütçem kısıtlıydı ama elimden geldiğince iyi değerlendirmeye çalıştım. Güneydoğu Asya’da çoğu 3. Dünya ülkesi olan ülkelerin arasında bence Singapur parlayan bir yıldız. Sadece bir Singapur tatili için Türkiye’den gitmeye değer bulmuyorum ama, kozmopolit yaşamı ve düzeniyle en azından Güneydoğu Asya ülke gezilerinizden birine eklemenizde fayda var.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir