Bir Kraliyet Yolculuğu: Sintra

Sintra; Lizbon’un batısında ve 30 km uzaklıkta bir belediye. Gerçek bir Sintra gezisi için aslında 2-3 güne ihtiyaç var, çünkü gezilecek o kadar çok yer var ki, ama “dünyada gezecek o kadar yer varken bir küçük şehre nasıl bu kadar vakit ayıralım” diyeceksiniz, haklısınız, ama benim önerim en az bir tam gün ayırmanız.

Sintra’ya gitmek çok kolay. Lizbon merkezdeki Rossio tren istasyonundan yaklaşık 2 euroya Sintra’ya gidebilirsiniz, eğer Lizbon merkezde kalmıyorsanız Rossio’ya metro ile gelebilir veya banliyo seferlerinden size uygun durağı bulabilirsiniz. Araçla gelmek de bir seçenek ama park yeri çok limitli olduğundan geç gelirseniz sıkıntı çekebilirsiniz, ayrıca eğer tren için kombine bir bilet alırsanız, Sintra içindeki 434 numaralı ring otobüsü ile Sintra içindeki turistik noktaların hepsine ulaşabilirsiniz.

Sintra’da özellikle UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Pena Sarayı ve bahçesi, Quinta da Ragaleira gezmek için uzun zamanınızı alacağından en erken treni yakalayın. Saat 6’dan itibaren çok sık tren seferleri mevcut. Son tren seferi de 00:20’de.

Sintra’da varır varmaz tabii ki bir kahvaltı yapacaksınız. Hem Sintra’nın ünlü tatlısını denemek hem de gün boyu tırmanacağınız kaleler için enerji ihtiyacınız olacağından ilk işiniz çarşıda Casa Piriquita‘yı bulmak olsun. Bu kafe 1862’den beri aynı yerde gizli tarifiyle meşhur Travesseiro’yu yapmakta. İçeri girdiğinizde pek çok tatlı çeşidi sizi cezbetse de özellikle yemeniz gereken Travesseiro ve Queijadas. İkisi de çok lezzetli ama fazla tatlı, gözünüz dönüp de fazla fazla sipariş etmeyin.

Bu arada Piriquita’nın ikinci şubesi de var, erken gelirseniz sıkıntı yok, ama ilerleyen saatlerde yoğun olabileceğinden ikinci şubeye de uğrayabilirsiniz.

Sintra Ulusal Sarayı: Tarihi 10. yy’a kadar dayanan bu saray İber yarımadasındaki Müslüman etkilerinin en önemli göstergelerinden. Saray ilk Müslümanlar tarafından yapılmış daha sonra Portekiz kralları tarafından yenilenmiş. Bu yenilemeler Portekiz’de sıkça rastlayacağınız Manuel mimarisi ve Müslüman mimarisi olan Medeccen tarzında yapılmış. Pencereler oldukça dikkat çekici. Yalnız sarayın içine 10 Euro verip gezmek ister misiniz bilmem.

Pena Sarayı: Sintra’nın en tepesinde yer alan bu çok renkli saray 1854’te tamamlanmış olsa da sarayın hikayesi orta çağa kadar dayanıyor, burada orta çağlarda yapılan şapele 15. yy’da bir de manastır eklenmiş fakat 18.yy’da önce büyük bir yıldırım daha sonra da büyük Lizbon depreminden sonra manastır tam bir harabeye dönüşürken şapele hiçbir şey olmamış. 1838 yılında Kral Ferdinand bu alanı yenilemeye karar vermiş. Sarayın mimarisinde Alman mimarisi, Manuel dönemin etkileri, İslamik etkiler, Rönesans etkileri, hepsi görülmekte. Aslında çok renkli ve karmaşık gibi görünse de renklerinden dolayı bir sempatikliği var. Saray büyük bir bahçenin içinde olduğundan bahçeyi de gezmeniz günün büyük bölümünü buraya ayırmanıza sebep oluyor. Bilette değişik alternatifler var, eğer sarayın içini de gezmek istiyosanız 14 euro, sadece sarayın giriş bölümü ve park 7.5 euro. Eğer Moorish Castle’ı da gezmek isterseniz biletleri beraber alırsanız indirim yapıyorlar. Atlantik okyanusu manzaralı bu ihtişamlı saray o kadar yüksekte inşa edilmiş ki açık havalarda Lİzbon’dan bile görülüyormuş.

Moor Kalesi: Aslında pek de ziyareti hak etmediğini düşündüğüm sadece Pena Palace’ın fotoğraflarını çekmek için tırmanıp, o kadar acıya katlandığım kale.Kale diyorum ama aslında iki tane kale var, ikisine de ayrı ayrı tırmanılıyor. Ben cahillikten biletleri Pena’ya girerken beraber almıştım ama zaten Pena’dan görünüyor. Sadece surları olan bir kale, bir de manzarası var, Sonuçta Pena daha yüksek, çok pahalı olmasa da harcanılan zamanda daha güzel şeyler yapılabilir diye düşünüyorum.

Ulusal Saray ve Queluz Bahçesi: 1747 yılında rokoko, barok ve neoklasik tarzda yapılmış bir saray. 10 euro giriş ücreti.

Monserrata Sarayı: 8 Euro giriş ücreti var. Keşifler sonucu ulaşılmış Hint etkilerinin de görülmesinden diğerlerinden biraz farklı.

Regaleira Sarayı ve Bahçesi: Bu bölgedeki saraylardan ve bahçelerden en ilginç ve en cezbedici olanı. 1697 yılında yapılmış ve pek çok kez restore edilmiş. Bahçesinde birbirine bağlanan yer altı tünelleri, kuyular bulunuyor. Giriş ücreti 6 Euro, 10 euro’ya rehberli turlar var, 1.5 saat sürüyor.

Sintra gezinize Avrupa kıtasının en batı noktası olan Cabo do Roca‘yı da ekleyebilirsiniz. Eğer Sintra’dan gidecekseniz 403 numaralı otobüsle gitmeniz gerekiyor. Roca Burnu’nda görülmeye değer fazla birşey yok, sadece bir deniz feneri, sadece Avrupa kıtasının en batı noktasını ziyaret etmiş olma ünvanını alıyorsunuz, ama sadece anakaranın çünkü Avrupa’nın en batı noktası biliyorsunuz ki Azorlar.

Lizbon ile Sintra arasında ilgi çeken bir diğer nokta da Cascais. Portekiz’in zenginlerinin villarının bulunduğu yazlık yerleşim yeri diyebiliriz. Bana Bodrum’u anımsatan bu belde de eğer hava güzelse hemen tüm Lizbon’un buraya akmasıyla bayağı kalabalık oluyor.

Vaktiniz kısıtlıysa benim önerim Quinta da Regaleira ve Pena Sarayının bahçe ve girişiyle başlamanız. Daha fazlası için zamanınız ve bütçeniz varsa zevkinize göre devam edebilirsiniz. Bol renkli günler! 😉

14 + 3 =