Batı Romanya’nın Gözdesi: Temeşvar

Bükreş’ten başladığımız Romanya gezimizin batıda son durağı da Temeşvar’dı. Burada bir gece konaklayıp Belgrad’a geçtik. Belgrad’a geçmenin yollarını da Temeşvar’dan Belgrad’a Trenle Seyahat yazısında anlattım.

Temeşvar’ı sadece bir geçiş noktası olarak planlamamıza rağmen zevk de aldığımız bir şehir oldu. Temeşvar, Romanya’nın üçüncü büyük şehri. Ekonomik, kültürel ve endüstriyel olarak ülke için büyük öneme sahip olan bu şehir bir zamanlar Osmanlı yönetimindeymiş. Hatta elektrikli sokak lambalarının Avrupa’da kullanıldığı ilk şehirmiş. 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanan ve sonra yeniden yapılanan bu şehirde bu nedenle günümüzde Osmanlı izlerine pek rastlanmıyor.

Temeşvar’da görülebilecek en güzel yerlerden birisi Ortodoks Metropolitan Katedrali. 5000 kişilik kapasitesi, 83 metre yüksekliği ve 11 kulesi ile Romanya’nın en büyük ve en ihtişamlı katedrali. Kuleleri kaplayan mozaikler, katedral içindeki altın işlemeler hem Bizans hem de Moldovyan mimariden esinlenerek yapılmış. Eski şehrin girişindeki bu katedral heybetiyle şehrin koruyuculuğunu yapar gibi dimdik duruyor.

Hemen katedralin önündeki meydan ise Piata Victoriei ve burada gördüğünüz ünlü kurt heykeli Statuia Lupoaicei. Bu heykelle daha önceden tanışmış olabilirsiniz ama ben bilmeyenler için kısaca efsaneyi anlatayım.

Burada ikizleri emziren bir kurt heykeli tasvir edilmektedir, efsane de şöyledir;

Romulus ve Remus, Alba Longa’nın Kralı Numitor’ın kızı Silvia Rhea’nın oğullarıdır. Numitor’un küçük kardeşi Amulius ağabeyini tahttan indirir, Numitor’ın kızı Rhea’yı da, tahta rakip adaylar doğurmaması için rahibe olmaya zorlayıp bir manastıra kapatır. Fakat Rhea daha önceden Savaş tanrısı Mars’tan hamile kalmıştır, Romus ve Remulus’u doğurur. Amulius kadını öldürür ve ikizlerin Tiber nehrine atılmasını emreder. Çocukları bir sepete koyarlar, Mars’ın gazabından korkan tanrılar, nehirde çocukları sapasağlam taşıyıp Palatine tepesinin eteklerindeki kıyıya bırakırlar. İkizler burada bir çoban tarafından bulunana kadar dişi bir kurt tarafından emzirilip, bakılırlar.

Çoban Faustulus ve eşi tarafından büyütülen ve isimleri verilen ikizler; genç bir çoban savaşçılar grubunun lideri olurlar. Gerçek kimliklerini öğrendikten sonra kardeşler dayıları Amulius’a saldırıp öldürürler ve dedelerini tekrar tahta çıkarırlar. İkizler daha sonra, çocukken kurtarıldıkları yerde bir şehir kurmaya karar verirler. Romulus Roma’yı kurarken kardeşinin davranışlarından sıkılıp onu öldürür. Roma; MÖ 753 yılında kurulur.

Buradan katedrali arkanıza alıp yürüdüğünüzde geldiğiniz meydan Piata Unurii. Genellikle bahar ve yaz aylarında eğlencelere denk gelebileceğiniz bir meydan. Burada meşhur Casa Brück ve Palatul Baroc‘u görebilirsiniz. Palatul Baroc: günümüzde sanat müzesi olarak kullanılmaktadır.

Meydanın sağ tarafında ise Palatul Dicastriel ve Temeşvar’ın ikonik simgelerinden Punctele Cardinale(fıskiye)‘yi göreceksiniz. Yine burada Banat müzesini görebilirsiniz.

Özellikle Temeşvar’da adını bolca duyacağınız Banat nedir derseniz Banat; Romanya, Sırbistan ve Macaristan arasında kalan tarihi bir bölgedir.

Bu bölgeye özel Banat waffle‘ı da burada tadabilirsiniz.

Temeşvar; üniversiteler nedeniyle gençlerin, sakinliği nedeniyle de yaşlıların gözdesi bir şehir. Meydanın etrafındaki cafelerde 60 yaşın üstündeki kibar eski toprak garsonların size önerdikleri şeylerden yeyip sohbet etmek de büyük keyif.

Temeşvar’da diğer yapabilecekleriniz Gül Parkı‘nda dolaşmak, Bega nehrinde bir tekne turuna katılmak, Banat müzesini ziyaret etmek veya hayvanat bahçesi ziyareti olabilir.

Ya da sadece renkli şemsiyelerin altında dolaşıp, cafelerde birşeylerin tadına bakıp, güvercinlere yem verebilirsiniz.

1 Yorum

  1. Derin

    Harika bir yazı olmuş, elinize sağlık✌️

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir