Ye Dua et Sev: Ubud

Eğer bir kitap kurduysanız veya sinema severseniz ve Romantik Komedilerden hoşlanıyorsanız Julia Roberts’ın başrol aldığı “Ye, Dua Et, Sev”i biliyorsunuzdur ve eğer filmi izlediyseniz filmin çekildiği o muhteşem manzaralara sahip adanın neresi olduğunu merak etmişsinizdir.

Julia’nın dolaştığı o çeltik tarlaları, lokal market ve şifacı nerededir diye sorarsanız size cevap veriyorum; Ubud. Şimdiye kadar filmi izlemediyseniz de belki merak edip hemen izlersiniz.

Ubud; Kuta’ya yaklaşık 1.5 saat uzaklıkta bir yerleşim merkezi. Bali adasının iç kısımları henüz daha çok turistik olmadığı için hala yeşil, Ubud da son yıllarda hem pirinç tarlalarına bakan resortlarıyla hem de maymun ormanıyla giderek daha turistik bir lokasyon haline geldiğinden doğal güzelliklerini kaybetme yolunda ama hala görülesi.

Ubud deyince benim favori mekanım Ubud Maymun Ormanı. Burası kesinlikle bir hayvanat bahçesi değil, burası tamamen maymunlara ait bir orman ve sizler birkaç saatliğine onların misafirisiniz. Her ne kadar doğal ortamda olsalar da saldırgan değiller, tamamen dostlar, tabii ki ormanın kurallarına uyduğunuz sürece. Yavrulara dokunmayacaksınız, dışardan getirdiğiniz yiyeceklerden vermeyeceksiniz ve korkmayacaksınız. Bir de bunlar maymun takı, saat, poşet seviyorlar, gördüler mi dayanamıyorlar.

Ubud maymun ormanı ziyareti 40.000 Rupiah(10 Tl)

Ubud’da yapmanız gereken bir diğer ziyaret Tegalalang Pirinç Terası. Ubud merkeze yaklaşık 10 km mesafede bulunan bu tarlalara en güzel ulaşım yolu bisiklet veya motor. Denizden 600 metre yükseklikteki bu vadide bu nedenle hava sıcaklığı da ortalama 24 derece civarında oluyor. Pirinç teraslarına giriş için 15000 IDR(5 TL) ödemeniz gerekiyor.

Eğer bir şekilde buraya gidecek imkanınınız yoksa Ubud Palace’dan şehrin aksi istikametinde yürüdüğünüzde yol boyu pirinç tarlalarını da görebilirsiniz.

Ubud Palace ve içindeki tapınak Puri Saren Agung Ubud merkezde yer alıyor. 1917 büyük depreminden sonra inşa edilmiş bu sarayda hala kraliyet ailesi yaşıyor. Sarayın bir bölümü halka açık ve haftanın belirli günlerinde burada geleneksel dans gösterileri (Kecak) yapılıyor. Bir akşamınızı ayırabileceğiniz bu şov için gerekli biletleri otelinizden de temin edebilirsiniz. Ben bünyemin pek kaldıramayacağını düşündüğüm bu turistik aktiviteye katılmadım ama belki sizin hoşunuza gider.

Bali adası Müslüman Endonezya’ya karşın tamamen Hindu bir ada ve tüm gelenekler Hinduizmi yansıtıyor. Hemen her ailenin, otelin, sokağın bir sunağı var ve gün içinde bir iki kez insanlar bu sunaklara hediye götürüyorlar. (Kraker, bisküvi, nilüfer, çiçek, tütsü gibi) Her dükkanın önünde de bereket getirsin diye tütsülü bir tabak olduğundan yürürken dikkat etmenizde fayda var.

Ubud çarşısı hediyelik eşya alabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz ve gece barlarda takılabileceğiniz kadar turistik.

Ubud’da konaklamak için de pek çok alternatif mevcut, pek çok kişinin yoga kamplarına katılmak için geldiği bu çevrede eğer bütçeniz elveriyorsa ünlü resortlardan birinde kalıp sonsuzluk havuzlarının tadını çıkarabilirsiniz.

Tegalalang Pirinç Terasından biraz daha kuzeye ilerlerseniz ortalama 7 km mesafede Tampaksiring’e varırsınız. Tirtha Empul tapınağı ya da daha iyi bilinen adıyla Tampak Siring tapınağı; iki vadi arasına yerleşmiş büyük doğal kaynak sularına sahip. Halk bu suların kötü ruhları temizlediğini, ruhu ve zihni iyileştirdiğine inandığı için ne zaman gitseniz bu kaynak sularda ve havuzlarda yıkanan büyük bir kalabalıkla karşılaşıyorsunuz. Ben yeterince temiz kalpli olduğuma inandığım için bu suyun içine girmek istemedim ama pek çok turist de lokallerin arasına karışıp bu deneyimi yaşıyor.

Eğer trekking seviyorsanız ve güzel bir gündoğumu yakalamak istiyorsanız yapmanız gereken aktivite; Batur dağı tırmanışı.

Batur dağı tırmanışı; orta zorlukta bir trekking. Batur dağı 1717 m yükseklikte volkanik bir dağ, siz yürüyüşe deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikten başlıyorsunuz. Ta ta ta tam… Batur Dağına tırmanmak mı istiyorsunuz o zaman bir gece de uyumayıverin, çünkü tur şirketi sizi 1.30-2.30 (gece) arası kaldığınız yerden alıyor ve yaklaşık 03.30-4.00 gibi tırmanışın başlayacağı noktaya varıyorsunuz, yaklaşık 2 saatlik bir tırmanışın ardından güneşin doğuşunu izlemek için bekliyorsunuz.

Ek bilgi; kadınsanız ve yürüyüşünüz eğer menstruel döneminize denk geldiyse sizi tırmanışa almıyorlar, çünkü bu dağın kutsal olduğuna inanılıyor. Tabii bunu kontrol eden bir sistem yok, söylemezseniz çıkarsınız, koca dağ siz doğal yaşam döngünüzdesiniz diye kirlenir mi bilmem, tercih sizin.

İniş yolunda kraterleri, Endonezya kahvesi üretimini ve meşhur Luwak kahvesini göreceğiniz noktalarda duruyorsunuz. 13:30 gibi sizi tekrar otelinize bırakmış oluyorlar. Turun fiyatı 60 dolar.(200-250 TL)

Eğer bu tura bir de termal havuzları eklemek isterseniz varış saati pek değişmemekle beraber tur fiyatı 80 dolar olarak değişiyor. (250-300 TL)

 

Ubud’a yaklaşık 45 km mesafede ziyaret edilebilecek bir diğer tapınak ise Ulun Danu Bratan Tapınaklar Kompleksi. Hinduizm için önemli olan bu tapınaklar Candikuning Köyünde yer alıyor. Beratan gölü kıyısındaki tapınaklara ek olarak gölün içindeki Lingga Petak Tapınağı var ki fotoğraflarda gördüğünüz tapınak burası. Bir de Buddhist Stupa bulunan bu komplekse giriş ücreti 10 TL civarında.

Ubud’da yapabileceğiniz diğer aktiviteler; yoga kamplarına katılmak, masaj yaptırmak, The Blanco Renaissance Müzesi’ni ziyaret etmek veya bir şifacıya gitmek olabilir.

Şifacı demişken ben Ubud’dayken meşhur Ketut Liyer hala hayattaydı ama ben ona gitmedim, çünkü o daha çok falcılık yapıyordu ve artık çok yaşlandığı için de bakamıyordu. Zaten artık isteseniz de gidemezsiniz çünkü kendisi tam 100 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Benim gittiğim şifacı; orada tanıştığım bir lokalden öğrendiğim biri idi. Uzun zamandır bacak ağrılarım nedeniyle yakınırken yakın köylerden birinde bir şifacı olduğunu, Dünya’nın pek çok yerinden tedavi için gelenler olduğunu söyledi. Önce bu işi sektöre dönüştürüp dönüştürmediğini öğrenmek amacıyla fiyatını sordum(cimrilikten değil), “para istemez, sen ne kadar bağış yapmak istersen o kadar” deyince “tamam” dedim. Ortalama ne kadar vermem gerektiğini sorunca, bana 1-2 dolara denk gelecek kadar Rupiah söyledi ve beni götürebileceğini söyledi. Motora atlayıp köylerden birine doğru yola çıktık, yolda köy bakkalı gibi içinde herşey olan bir yerde durup sunaklara konan sunak hediyesinden aldık, bağış bununla beraber verilirmiş.

Vardığımızda oradan ayrılan çeşitli hastalıkları olduğu anlaşılan turistler vardı. Adam İngilizce bilmediği için yanımdaki arkadaş tercüme etti, bacağımla ilgili birkaç birşey bildi, herşeyden öte 15 dakika masaj yaptı. Tam tedavim için 15 gün boyunca gitmem gerektiğini söyledi fakat ben ayrılmak zorunda olduğum için bir daha da gidemedim. Ağrılarım da tabii ki geçmedi.

Benim Ubud maceralarım bunlarla sınırlı değildi tabii, ama size en temel noktaları anlattığımı düşünüyorum, gerisi de sizin yaratıcılığınıza ve gezgin ruhunuza kalmış. 😉

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir