Bir Sayfa Seçin

Yolunuz Düşerse: Monaco

Yolunuz Düşerse konseptine en uygun yazı bu sanırım. Çünkü muhtemelen buraya bir gezi planlamayacaksınız da yolunuz bir şekilde düşecek. Her ne kadar Monaco benim için gezilecek yerler listesinde son sıralarda olsa da her yıl burayı ziyaret eden büyük bir turist populasyonu da olduğu bir gerçek.

Ülkede en büyük etnik grubu Fransızlar oluşturduğu ve sınırları Fransa ile çevrili olduğundan, ülkenin ana dili da Fransızca. Ama ülke nüfusunun hemen hemen yarısının farklı etnik kökenlerden oluşması nedeniyle İngilizce de ana dile yakın oranda konuşuluyor.

Ülkeyi ziyaret etmek için en zevkli ay: Grand Prix yarışının olduğu Mayıs ayı olsa da deniz sezonu olması nedeniyle Haziran- Eylül ayları da sezonun yoğun olduğu dönemlerden. Fakat zaten pahalı olan bu ülkede fiyatların bu dönemlerde aşırı yüksek olması nedeniyle daha sakin ve de fiyatların daha ekonomik olduğu ilkbahar ve sonbahar ayları da gezi için uygun. Akdeniz iklimi nedeniyle hava koşullarının kabul edilebilir düzeyde güzel olduğu kış aylarında da bu ülkeyi ziyaret etmek isterseniz yerel halkın fazla sakin yaşamı ile karşılaşırsınız.

Bir kere baştan söyleyeyim “o Akdeniz akşamları bir başka oluyoor” gecesinden henüz uyanamayıp şıpıdık terliklerinizi ve şortunuzu çekip trene atlayarak geldiğiniz Monaco’da kendinizi bir yabancı gibi hissedeceksiniz. Siz her şehirde öyle hissediyorsanız bilemem ama ben hep pek lokal havasında gezdiğim için “yok yeaa ben burayı sevmedim” dedim tren istasyonundan gün yüzüne çıkar çıkmaz.

İstasyondan çıkar çıkmaz yapabilecekleriniz; şehri yürüyerek turlamak, petit trenle turlamak veya marinadan bir şehre bakıp “hmm, boşuna gelmişiz” deyip trene binip geri dönmek. Tamam canım, şaka yaptım, o kadar da umutsuz olmayın Monaco yazımda size yapabileceğiniz en az 10 şey anlattım.

Bu ülkede “ne yenir, ne içilir”e hiç girmeyeceğim, işte Fransız mutfağı, acıkırsanız bütçenize uygun bir yer bulup oturursunuz. Ha bakın bir de burada kocaman Monaco Üniversitesi var, isterseniz üniversitelilere sorun, ekonomik yeyip içebileceğiniz köprü altı nereler varmış.

Ülke küçük olmasına rağmen belki biraz da yaşlı nüfus düşünülerek şehir içi ulaşım sistemi düşünülmüş. Her yere gidebilen şehir içi otobüsler var. Ama gezmek için en uygunu Petit tren, yok ben illa ki tüm noktaları gezeceğim diyorsanız, istasyonun yakınlarındaki turizm bürosundan şehir haritasını alıp gidilecek noktaları belirleyip otobüsle veya yokuşlarda büyük rahatlık sağlayan yürüyen merdivenlerle dolaşabilirsiniz.

Her yerinden kraliyet ve zenginlik akan bu ülkeye bence yarım gün ayırmanız yeterli. Eğer Casino Monte Carlo’ya girme niyetiniz varsa ziyaretinizi akşamüstüne planlayın.

Bu ülke için bir önemli not da gelirken pasaportunuzu yanınızda bulundurmanız. Ülke güvenli bir ülke olsa da bazen sorunlar çıkabiliyormuş ve her ne kadar Fransa’dan 15 dakikada geldiğiniz bir yer olsa da sonuçta başka bir ülkedesiniz.

Ve hemen böyle demişken Monaco için ayrı bir vize almanıza gerek yok. Schengen vizeniz bu ülke için de geçerli. Zaten Casino Monte Carlo güvenlik görevlisi hariç kapıda pasaportunuzu kontrol eden bir sistem bulunmuyor.

Vatikan’dan sonra 2. küçük ülke olan bu ülkeyi de buralara kadar gelmişken listenize eklediyseniz, umarım yazılarım size yardımcı olmuştur. Geribildiriminiz varsa eklemeyi unutmayın. Hepinize iyi tatiller.

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir